Sema Soykan’ın kitapları ile tanışmama bir Edebiyat öğretmeni arkadaşım vesile oldu.Daha önce de iki kitabını okumuştum. Sema Soykan'ın "Öteki Şeylerin Tarihi" adlı kitabıyla tanıştığımda, adından da anlaşılacağı üzere, tarihin ana akım anlatılarının dışında kalmış, gözden kaçan detaylara odaklanan bir eserle karşılaşacağımı hissetmiştim. Ancak bu kitap, beklentilerimin çok ötesine geçerek beni adeta bir bilgi şölenine davet etti. Kitabı okurken, yazarın derinlemesine araştırmacı ruhu ve bilgiyi sohbet tadında sunma yeteneği karşısında hayran kaldığımı belirtmeliyim.
Kitap, sadece bir tarih kitabı olmanın ötesinde, dilimizin, kültürümüzün, alışkanlıklarımızın ve hatta yanlış bildiklerimizin kökenlerine inen çok katmanlı bir yapıya sahip. Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız deyimlerin ve atasözlerinin ardındaki hikayeleri, nasıl ortaya çıktıklarını öğrenmek, kelimelere ve ifadelere karşı bakış açımı tamamen değiştirdi. Örneğin, kahvenin tarihçesinden taksilerin neden sarı olduğuna, ölülerin ardından neden helva yapıldığına kadar pek çok "öteki şeyin" tarihini ve anlamını keşfetmek, zihnimde yeni kapılar araladı. Her bir bilgi kırıntısı, "Aaa gerçekten böyle miymiş?" dedirten şaşırtıcı anlar yaşattı.
Sema Soykan'ın anlatım dili, bu denli yoğun ve çeşitli bilgiyi sıkıcı olmaktan çıkarıp son derece akıcı ve keyifli bir hale getiriyor. Sanki yıllardır tanıdığım, bilgili bir dostumla karşılıklı oturmuş, kahve eşliğinde sohbet ediyormuşum hissi uyandırdı bende. Yazarın, bilgiyi sadece aktarmakla kalmayıp, kendi yorumlarını da katarak okuyucuyu düşünmeye sevk etmesi, esere ayrı bir derinlik katıyor. Özellikle Atatürk ve Cumhuriyet tarihiyle ilgili bazı noktalara değinmesi, bilmediğim birçok konuyu öğrenmeme vesile oldu.
Bu kitabı bir oturuşta bitirmek yerine, tıpkı bir