Tanrı zarları atmaz, zarları klon tanrıların ellerine tutuşturur. Yaratmak çok eğlenceli bir uğraştır sevgili seyirciler. Asıl eğlence ise yarattıktan sonra başlar.
Kendimizle kurduğumuz iletişimi "düşünmek" olarak tanımliyoruz ama çoğu zaman bu iletişimde bile eksik kalan bir şeyler olduğunu hissediyoruz. Sizce bunun nedeni nedir? İletişim kurduğumuz benliğimizle eşit değil miyiz? Bana kalırsa eşit değiliz ve bunun farkındayız. İçimizde bir yerlerde çok daha büyük bir potansiyel olduğunu biliyoruz ve bu potansiyeli bulup ortaya çıkarabilmek için gizli bir mücadele yürütüyoruz.
“Ben yokken düşüncelerin benimle beraber geçirdiğin düne de, yanına geri döneceğim yarına da ait olmasın. Geçip giden ve artık değiştirilemeyecek olan dünü ve belki de asla gelmeyecek olan yarını düşünerek vakit kaybetme. Her an olman gereken yerde, gözlerinin tam arkasında kalmaya çalış."
Sen gerçeği aramaya başladığın zaman gerçek de seni aramaya başlar, çeşitli şekillerde sana ulaşmaya çalışır. Eğer bilgiye layık olursan ona ulaşmanı hiçbir şey engelleyemez. Arayışın sırasında yapabileceğin en büyük hata, çıktığın ruhsal yolculuktan ötürü kibirlenmek ve kendini diğer varlıklardan daha gelişmiş, daha kutsal zannetmektir.
"Öfkeli olmaya devam ederek başka birinin yapmış olduğu hata yüzünden kendini cezalandırıyorsun Seraphim” dedi Mama Nono. “O seni yalnızca bir defa isırdı, ama sen zihninde bu olayı yeniden canlandırdığın her anda onun bunu bir daha yapmasına izin veriyorsun. O senin canını bir defa yaktı, tekrarlayıp duran sensin!"