Anlatıyorum, anlamıyorlar...
Üşüyorum... Bugün hiç düşenemeyeceğin kadar uzaktayım. Sol tarafımda akan suların sesini, sağ tarafımda bıraktığın ihanetin izini gördüm. Herkesten kaçtım. Gözlerinin bağlı olmasından istifade edip tek odalı kulubeme sığındım. Burada katiyen ben bile kendimi bulamam.
Vedamı bıraktım geleceğe, döndüğünde üstüne alınasın. Kulubemin en kuytu köşesinde bir amir gibi saklanıyorum şimdi,hırsızın sen olduğunu öğretmeliyim kendime. Elmacık kemiklerime yağıyor yağmur, temizleyemeceğim kadar kirlettin. Sokağımda, çiğ ışıkların altında aydınlatamıyorum seni. Dudaklarından dökülmeye korkan harflerin dizi kanamış. Sarmayacağım. Öpüp geçirmeyeceğim. Üşüyorum... Elmacık kemiklerime yağan taneciklerle sol tarafımı giydiriyorum. Sağ tarafımı açıkta bıraktım. Gelen, gidenin üstünde uyusun. Yüreğime giydirdikçe tuza bulanmış elbisemi, soğuyorum. Soğuduğumla kalıyorum. Benden kaçarken kirli sakalının yüzümü temizlediğini bil. Sığındığım yerden çıktığımda yüzüm ak, kalbim kara çıkacağım. Ama herkes yüzüme aldanacak, kalbimi sormayacak. Herkes inanacak, inandığıyla kalacak.
Bil istedim;
Kirpiğimde çınlayan şu gözyaşlarımın ihannette parmağı yoktu.
Alıntı