"Sakinleşiyorum, çünkü izlendiğinin farkında olarak yaşayabilmek esas gücün el değiştirmesi demek. Artık beni istediği kadar izleyebilir, bu mahşer alanından ben galip çıkacağım!"
"Sokaklarda, ağaçlarda, arabaların akışında gece ben uyurken neler olup bittiğine dair izler arıyorum. Bilememenin ikircikli doğası içimi kurcalıyor.
Oysa ilk bakışta her şey neredeyse bir gün önce bıraktığım haliyle aynı. Vapurlar bir yakadan karşıdakine gidebilmek için çımacıların halatları çözmesini bekliyor. İşlerine yetişmek isteyen insanlar kurdukları çalar saatlerin sesiyle dakika şaşmadan uyanıp duşa giriyorlar. Dükkân kepenkleri tam vaktinde açılıyor. Sorunsuz işleyen bir düzen, dişlileri birbirine sımsıkı kenetlenmiş çarklardan oluşan makinenin hayali hiç olmadığı kadar yüce hissettiriyor. Bindiğim vapurun kıyıdan uzaklaşmasını izliyorum. Yirmi bir dakika sonra karşı kıyıya ulaşacağını bilmek güzel. Bir yerden ya da birinden uzaklaştıkça bir diğerine yakınlaşıyor olmak, birbirine temas eden dişlilerin görüntüsünü daha da güçlendiriyor zihnimde."
“Gözüm bedenime huzur verecek birkaç görüntü daha toplayabilirse rahat uyuyabilirim. Balkona çıkıyorum bu kez izlemek için. Hayatı. İnsanları. İzlenmediklerini düşündüklerinde neler yaptıklarını. Bir tanrı gibi, makamından, sessiz ve uzun süre bir şeyi izlemenin yarattığı kaçınılmaz öngörüyle. Tanrı’nın bizi izlemesi, bize güvenmemesi beni hep üzmüştür.”