"Sokaklarda, ağaçlarda, arabaların akışında gece ben uyurken neler olup bittiğine dair izler arıyorum. Bilememenin ikircikli doğası içimi kurcalıyor.
Oysa ilk bakışta her şey neredeyse bir gün önce bıraktığım haliyle aynı. Vapurlar bir yakadan karşıdakine gidebilmek için çımacıların halatları çözmesini bekliyor. İşlerine yetişmek isteyen insanlar kurdukları çalar saatlerin sesiyle dakika şaşmadan uyanıp duşa giriyorlar. Dükkân kepenkleri tam vaktinde açılıyor. Sorunsuz işleyen bir düzen, dişlileri birbirine sımsıkı kenetlenmiş çarklardan oluşan makinenin hayali hiç olmadığı kadar yüce hissettiriyor. Bindiğim vapurun kıyıdan uzaklaşmasını izliyorum. Yirmi bir dakika sonra karşı kıyıya ulaşacağını bilmek güzel. Bir yerden ya da birinden uzaklaştıkça bir diğerine yakınlaşıyor olmak, birbirine temas eden dişlilerin görüntüsünü daha da güçlendiriyor zihnimde."