Bir gün anlarsın; insan en çok da kendi içinde kaybolur. Kalabalıklar omzuna dokunur da, hiçbiri yüreğine değmez.
Bir ekmek gibi bölünür ömür, yarısı mücadele, yarısı suskunluk olur. Ve bazı akşamlar vardır, gökyüzü değil de insanın içi kararır.
Ben hayatı, çatlamış bir duvarın dibinde açan ot gibi gördüm. Ne kadar ezilse de yeşermenin bir yolunu arıyordu.
Kimi servet biriktirdi, kimi yarasını. Kimi aynalara baktı yıllarca, kimi bir çift göze.
Sonra anladım; hayat dediğin şey, bir tren sesi kadar uzak, bir anne duası kadar yakınmış.
Ve insan... Bir avuç topraklık ömründe, ya sevgiyi büyütüyor ya da pişmanlığı.