Birden, hayatımın pamuk ipliğine bağlı olduğu bu ortamda bana dikkat etme inceliği bile göstermedikleri için sinirleniyorum. Ölü bir domuzun benden rol çalıyor olması kanıma dokunuyor. Hiç düşünmeden sırtımdaki kılıftan bir ok çekip doğruca Oyun Kurucuların masasına nişan alıyorum. Ok, domuzun ağzına yerleştirilmiş olan elmayı da önüne katıp arkadaki duvara saplanıyor.
Bir an için o kadının kafasının içinin nasıl bir yer olduğunu hayal etmeye çalışıyorum. Uyanık olduğu saatlerde aklından neler geçiyor acaba? Geceleri ne tür rüyalar görüyor? Hiçbir fikrim yok doğrusu.
- Ayrıca çok pratik yaptın. Gerçek pratik. Nasıl öldüreceğini biliyorsun.
+ İnsanları değil.
- Sence ne kadar farklı olabilirler ki?
İşin berbat tarafı, insan olduklarını unutmayı başarırsam, arada bir fark kalmayacak.