Böylesine bitik olmamın nedenlerinden biri, belki de en önemlisi: o anlatılmayacak kadar rahatlık veren, beni altüst eden etinin sıcaklığını yavaş yavaş yitirmekte oluşum. Gel artık! Sen olmayınca yanımda, korku başkaldırıyor, bütün gece, sabaha kadar boğuşuyorum onunla. Ciddi bir yanı var bu korkunun, boşayamıyorum, üstelik durmadan şu gerçeği de sokmak istiyor gözüme: “Milena da senin gibi bir insan, ne yapsın?”
Otuz sekiz yaşındayım, üstelik yorgunum da, ama bu yorgunluk otuz sekiz yılın ortaya koyacağı yorgunluk olamaz! Yorgunluk diye adlandırmak doğru değil belki, ama rahat değilim, korkuyorum. Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet… belki yorgun değilim, korkağım yalnız… Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum.