Şu endüstri toplumumuz her bir ihtiyacı tatmin etme peşinde, tüketim toplumumuz sırf tatmin etmek için ihtiyaçlar yaratmakta. Öte yandan en önemli ihtiyaç, yani aslî anlam ihtiyacı sıklıkla görmezden gelinmiş ve boşlanmış olarak kalıyor. Bu oldukça önemli, çünkü insanın anlam istenci bir kere fiilî hâle geldiğinde insan acı çekme, yılgınlık ve gerilimle baş etme yeteneğine ve yeterliliğine sahip olur; ayrıca şayet gerekirse yaşamını vermeye hazır olur.
Geçmişte hiçbir şey geri alınmaz biçimde yitirilmez, ancak her şey değiştirilemez biçimde korunur. İnsanlar yalnızca faniliğin anızlı tarlasına bakar ve geçmişin dolu ambarını; hasatlarını kurtarıp yerleştirdikleri, muhafaza ettikleri ambarı gözden kaçırırlar.