1000Kitap Logosu
Viktor E. Frankl

Viktor E. Frankl

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
17,9bin
Okunma
1.137
Beğeni
34,5bin
Gösterim
Tam adı
Viktor Emil Frankl
Unvan
Avusturyalı Nörolog ve Psikiyatrist
Doğum
Viyana, Avusturya, 26 Mart 1905
Ölüm
Viyana, Avusturya, 2 Eylül 1997
Yaşamı
3. Viyana Okulu olarak bilinen akımın kurucusudur. Varoluşcu terapinin en önemli ismi olan Victor Emil Frankl kendi geliştirdiği kuramın adını logoterapi (Anlam Merkezli Terapi) olarak adlandırmıştır. Kuramında yaşamın anlamına özellikle vurgu yapan Frankl , 2. Dünya Savaşı'nda Polonya içerisindeki Alman toplama kamplarında 4 yıl kadar süren bir tutsaklık geçirmiştir. Burada yaşadığı ve gördüğü yaşantılar onun Logoterapi adlı psikoterapi kuramını gerçekleştirmesine yol açmıştır. Yaşamın anlamını bulabilmek için öncelikle bir amacımızın olması gerektiğini vurgulayan Frankl, acının vazgeçilmez olduğu durumlarda acının da bir anlamı olabileceğini vurgular. Logoterapide diğer varoluşçu terapistlerden farklı olarak iki teknik geliştirmiştir. Paradoksal niyet ve düşünce odağını değiştirme. Bu terapi özellikle acı çeken, hayatın anlamını sorgulayan kişilerde oldukça etkili bir terapi yöntemidir. Bu terapi yöntemi ve teknikleri psikolojik danışmanlarca ve diğer terapistlerce sıklıkla kullanılmaktadır.
166 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Sizi En Çok Ne Mutlu Ediyor?
YouTube kitap kanalımda psikoloji kitaplarına nereden başlayabileceğinizi anlattım: youtu.be/d2xQVSEUsUU Bu incelemeyi sizin yorumlarınız yazdı. Nasıl mı? Kitabın yazarı Frankl'a göre her insanın anlam arayışı kendisine özgüdür. Buradaki okurlara şu soruları sordum: Kendi anlamınızı nerede arıyorsunuz? Gelecek için bilinçli çocuklar yetiştirmekte mi? Allah'a inançta mı? Kitap okumakta mı? Hayvan sevgisinde mi? Belki de hiç aramamakta! Nerede? Sizi en çok ne mutlu ediyor? Bu incelemenin altına belli bir süreye kadar yorum yazan herkesin ismini inceleme içerisinde etiketleyip cevabını da yanına yazdım. Böylece dünyanın sadece kendi anlam arayışımla değil, sayısızca farklı arayışla anlamlandığını gördük. Pek çok okurun birleşerek yazdığı bir incelemeyle 1000kitap'ı daha "anlamlı" bir yer haline getirmeye çalıştık... Kendimden örnek verecek olursam da, anlam yolumu binlerce çocuğa ve gence okuma alışkanlığı kazandırmak üzere oluşturdum. Yıllardır bu yoldayım. Hiç bitmeyecek bir yol bu. Bitmemesiyle güzel bir yol aynı zamanda. Çünkü varoluş, hiçbir zaman için bir varış değildir. ---------------------------- İşte bu incelemenin altına yazdığınız yorumlarla hayatınızdaki anlamı aramak için yaptığınız eylemler:
kadir güler
kadir güler
: Film izlemek.
Turna
Turna
: Her ne isem elimden gelenle ve dahasını gösterme gayretiyle hakkını verebilmek. Yaratılan olarak kulluğumu, evlat olarak evlatlığımı, öğrenci olarak öğrenciliğimi, başta da insan olarak insanlığımı hakkıyla yaşama gayreti içerisindeyim. Ne tam bir teslimiyet ne de tam bir kabulleniş içerisinde duygularımı, düşüncelerimi yaşatıyorum. Ne ağladığım için ne de şen kahkahalar attığım için pişman olmak istemiyorum. Yaşıyorsan bir sebebi var diyorum. Ömür bir yolculuk ve ben sadece kendi heybemi doldurmak istemiyorum. Henüz yirmili yaşlarımın başındayım kendimi ifade edişim cümlelerim değişebilir ama uğruna ömür tükettiğim gayenin yine bu yol olacağını düşünüyorum. Sanırım şu söz gayemi özetler nitelikte: "Her imtihan bir ikram, her ikram bir imtihan." 1000kitap.com/mendacium : En temel arayış kitaptan geçer bence.Kitap okuyan insanların en belirgin özelliği empati kurma yeteneğindeki gelişimidir. Kitaplar "Anlam Arayışı'ndaki" yolumuzu aydınlatır.
Sedat Çağdaş Medler
Sedat Çağdaş Medler
: Tüm canlılara faydalı olabilmek. Fidan dikmek, hayvanları korumak ihtiyaçlarını gidermek ve insanlara iyilikte bulunmak. Hayatın anlamı budur benim için.
Meryem
Meryem
: Allah'a inançta ,kitap okumak ve müzik en sevdiklerim.Bunlar hayatımı oluşturuyor diyebilirim.
Elçin Caniyev
Elçin Caniyev
: Şu anda kitap okuyarak.
Lavinia
Lavinia
: Hayatta tutunmak.
Doğa Yener
Doğa Yener
: Beni en çok dış dünyadan kopmamı sağlayacak kadar yüksek bir sesle müzik dinleyip kitap okumak mutlu ediyor. Hiçbir zaman insanlarla iletişim kurmayı seven ya da büsbütün kendi düşüncelerime dalıp hayatımı sorgulamayı seven biri olmadım çünkü. Henüz varoluş amacı konusunda kesin bir kanıya varmış değilim. Hatta belki de bu yüzden içinde bulunduğum melankoliden kurtulamıyorum.
Zehra Kardaş
Zehra Kardaş
: Her insanın kendine has yolculuğunda , kendine has olan o yolu bulması. Yaşarken yaşadığını hissetmesi, kendini uyuşturmak zorunda olmaması. Bir amaç için çabalamanın verdiği o muhteşem işe yararlık duygusu. Sanırım bu benim için en basitinden en ağırına kadar insanların problemlerinde onlara yardımcı olmak, rehberlik etmek, yanlarında durmak, konuşurlarken gözlerinin içine bakmak. Seni anlıyorum ve seni tüm bu özelliklerin ve dertlerinle kabul ediyorum demek. Gel beraber sana iyi hissettirecek şeyleri arayalım demek.
Sultan Atcı
Sultan Atcı
: 33 yaşındayım ama hala ne için varım bilmiyorum. Ama insanlığa faydalı şeyler yapabilmeyi bende isterdim ama ne yapmalıyım bilmiyorum. Sıradan lise mezunu bir ev kızıyım. Sonum hayrolur inşallah.
Z.K
Z.K
: Yaşamın verdiklerine bir karınca kadar yetinebilmek, bir karıncanın yaşama kattığı anlam kadar anlam katabilmek yaşama... İnsanın anlam arayışı kendine özgüdür lakin soluduğu iklimden bağımsız gelişmez.
nisa ama seyrani olan
nisa ama seyrani olan
: Kısıtlandığımı hissettiğim yerlerde sürekli bir başkaldırı hâlinde olduğumu anladığımdan beri hayatın tek anlamı 'özgürlük' benim için.
Ay
Ay
: Tanımak; kendimi, O'nu, evreni, insanları. Anlamak; kendimi, O'nu, insanları... Öğrenmek, üretmek. Hayatımın anlamı bu. Aynı zamanda korumak ve iyileştirmek.
ZÜMRA
ZÜMRA
: Uzun bir süre bunu düşünmüştüm aslında. Cevabın tam olarak ne olduğunu bilemiyorum ancak zamanı geldiğinde günlüğüme şu satırları yazmıştım: "hayat hep bir dalımı kırıyor. Tutunduğum dallara tek tek göz dikmiş durumda. Yaşam ağacına maymun gibi değil de merdivenle tırmanmak hayali uyanık insan rüyası :) Hiçbir şey hayatta o kadar kolay elde edilmez. Bir savaş vermemiz gerekir gerçek anlamda tutunacağımız şeyler için. Evet; hayat bütün dallarımı tek tek kırıyor ancak an geliyor. Mesela o an "şu an".. hayatımın en bunaltıcı dönemini yaşadıktan sonra ben yine yaşadığımı hissediyorum. Hayat bana kırdığı dallar yerine yeni, farklı, apayrı dallar veriyor tutunacak. Ve ben bu dallara her kırılan dalın üstüne yaşanmışlıklarla daha bilinçli bir şekilde tutunuyorum. Ben galiba her şeye rağmen yine de yaşamak istiyorum. Gerçek anlamda korkusuzca yaşamak istiyorum. Biliyorum artık.. hayat "şu an" bana verdiklerini de benden alacak ve benim yine tutunacak bir dalım kalmayacak. Ancak yine de o dalı bulacağım." Düşündüm de sanırım o anlamı biliyorum. O anlam galiba "ne olursa olsun tutunabilecek bir dal bulmak" :D
Şevval...
Şevval...
: Konuyu ilk başta genel olarak ele alırsak hepimizin en büyük arayışı Allaha inançta olmalı ne demiş yüce yaradan ayeti kerimesinde ► “Yoksa sizi, boşu boşuna/amaçsız yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” (23/Mü'minûn 115)... Yani demek istediğim benim en büyük gayem Rabbime geri döndürüldüğümde mahçubiyet hissetmemek, alnımın teriyle kulluğumu yerine getirdim ve şu an içim rahat bir şekilde karşındayım diye bilmek...Ama kulluğumuzu yerine getiriken dünyevi arayışlarımızda olacaktık muhakk.Benimse bu dünyevi arayışımın temelinde sevgi var özelliklede çocuklara karşı çünkü en çok onların sevilmeye ihtiyacı var temiz, saf, içten bir sevgiye...
Yoriichi
Yoriichi
: Durmadan ileri gidip, bilinmezlikleri çözmektir amacım. Bunu kolaylaştırması için erdemli olmayı mantıklı buluyorum. İnsanlarla gerçek sevgi bağı kurmak da dünya için çok güzel bir şey. 1000kitap.com/sehinsahahah : Aslında mutlu olur muyum bilmem ama bir gün çocukların evine ekmek götürmek yerine parklarda oyun oynadığı, anne babaların hem çalışıp hem de ailelerine zaman ayırdığı, gençlerin gelecek için umutla çalıştığı, siyasetçilerin olmadığı( olurlarsa da dürüst olduğu), insanların anlayışla birbirleriyle geçindiği, şirket ve holding sahipleri için yırtınan insanların olmadığı ve benim de artık böyle toplumsal bir sorun yüzünden geceleri uykumun kaçmadığı, yaptığım şey yüzünden faydalı olduğumu bildiğim bir davayla yaşayıp gitmek. Sanırım benim de mutluluğum bu.
Seher
Seher
: Hiç konuşmayan bir çocuğun ilk sözcüğünde, içi gülen gözlerinde, gülümseyişlerinde, kahkahalarında, oyun oynamak için beni tutup çekiştiren minicik ellerinde, bazen cevaplamakta zorlandığım sorularında, Seher diyen seslerinde, onlara ses olabilmekte buluyorum mutluluğu. İyi ki dil ve konuşma terapistiyim, iyi ki hayatımda çocuklara yer var ve iyi ki hayatımın anlamını bulabilmem için bana yardım ediyorlar.
Pınar
Pınar
: Bir çocuğun bana baktığın için, iyileştirmeye çalıştığın için teşekkür ederim hemşire abla dediği anda hayat öyle bir anlam buluyor ki... ️
melek inan
melek inan
: Kitap okumak ve okutmak. Önceliğim bu. Çünkü kitap okumayan bir toplum, toplum değildir.
FatmaErarslan
FatmaErarslan
: Belki dünyada var olan hiçbir şeyin bir anlamı yoktur, olması gerektiği için olmuştur hepsi bu. Belki de yaşamı tüm anlamsızlığıyla kabullenmekte saklıdır anlamların en derini.Beni neyin mutlu edeceğini düşünerek geçireceğim vakti ziyandan sayarım yani bunun üzerine pek kafa yormam. Bazen bir çamın gölgesinin uzayışını seyretmekte olabilir mutluluk, bazen bir kedinin senden korkmayışında, bir çocuğun yoğurda bulanmış suratını görmektedir belki. Uzun bir yola çıkmakta, eskimiş bir kitabı koklamakta ya da sırtının kaşınan noktasına yetişebilmektedir ne bileyim.
Şevval
Şevval
: Açıkçası hâlâ kendimi tanıma aşamasında olduğum için henüz net bir cevabım yok. Beni gerçek anlamda neyin mutlu ettiğini, hayatın anlamını ve kendim hakkında daha birçok soruda arayış içerisindeyim.
Azra Barutçuoğlu
Azra Barutçuoğlu
: Hayatta bazen en basit ve küçük gibi görünen şeylerde bile mutlu olmayı başarabiliyoruz aslında. Bu yüzden kendi fikrim olmakla birlikte şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki mutluluk; hayata, olaylara ve olgulara nasıl yaklaştığımızla ilgili bir şey. Hayata pozitif bakabildiğimiz sürece mutluluk da kaçınılmaz olacaktır diye düşünüyorum. Beni en çok neyin mutlu edeceğine gelecek olursam da buna cevabım sanırım hiç kuşkusuz zamanla kendimin birçok alanda gelişip olgunlaştığını yani azmimle istediğim birçok şeyi başardığımı görebilmem olur. Ve tabii yavaş yavaş topluma ve her şeyden önce yakın çevreme gerçek anlamda fayda sağlayabildiğimi hissedebilmem beni tarifi kolay kolay yapılamayan bir mutluluğa kavuşturur.
Ömer
Ömer
: Her gelenin bakıp geçtiği bu dünyada, sıradan bir bakıp geçen olmak istemiyorum. Geriye dönüp baktığımda yapmak istediklerimi yapmış olmak,yapmadığım şeyler için pişman olmamak istiyorum. Genel anlamda hayatın anlamı,tek gayem budur.
zeyneb
zeyneb
: Kötü deneyimlere maruz kalmış çocukları, ileride kişiliklerinde derin yaralar açmadan kurtarmak istiyorum. Hiç bir insan çocukluğunda yaşadığı negatif duyguların sonucu olarak yetişmemeli... Gayem geleceğimize ufak da olsa iyi bir etki bırakabilmek. Bu dünyadan ayrıldığımda O'nun karşısına rızasını kazanmış biri olarak çıkabilmek.
Züleyha Özgenç
Züleyha Özgenç
: Hakikat arayışında olmak... Bu arayış içinde kimi zaman kitaplara sığınmak, kimi zaman acılara... Ama Frankl gibi sonunda kavuşacağıma inandığım bir umudun peşinde hayatta kalmaya çalışarak yaşamak...
Gaye Yslyrttr
Gaye Yslyrttr
: Anlamımı anlamımı aramaya devam etmekte buluyorum. Bunu aramayı durdurunca anlamımı yitireceğimi biliyorum. Anlamımsa; şimdiye kadar bulduğum kadarıyla, iyi gelebilmekle şekilleniyor. İnsanlara, hayvanlara, doğaya, çok sonradan fark etsem de ‘kendime’ iyi gelmekle. Anlam dediğimiz şey her geçen gün büyüyüp, büyüdükçe farklılaşıyor. Ama bildiğim tek şey var, hayatta birilerine ve bir şeylere iyi gelebilmek beni anlam arayışımda mutlu bir gezgine çeviriyor. Manevi mutluluklar besliyor beni diyebilirim. Her ne kadar hayat çok acımasız ve zor olsa da bu tür maneviyatlar sığınak oluyor kendime ve kendim de bana. Bu zor soruya böyle cevap verebilirim kısaca.
Mehmet Lutfi Tokuçoğlu
Mehmet Lutfi Tokuçoğlu
: Maddi ( tıp öğrencisi olarak kadavra incelemek, ülkeyi ve dünyayı gezmeye çalışmak, yeni bir dil öğrenmek...) ve manevi ( kitap okumak, film izlemek, aşık olmak...) deneyimler edinerek ve tabii ki bu deneyimler üzerine düşünerek :)
Raskov.
Raskov.
: Kendimi tanımak, öğrenmek.. keşfetmek; gözün görebildiği, aklın kavrayabildiği ne varsa deneyimlemek.. gelişmek ve geliştirmek.. var olmak.. en son neticede huzurla; "yaşadım" diyebilme umudu..
UFUK AYDIN
UFUK AYDIN
: Belki de yaşamın anlamı bir anlamı olmamasındadır. Çok ulvi, çok yüce bir anlam arıyoruz.Yaşam için bulduğumuz cevaplar bizi tatmin etmiyor, daha büyük bir şey olmalı bu kadar basit olmamalı diyoruz. Sınavda kolay bir soru gördüğümüz zaman altında bir bit yeniği arayıp yanlış şıkka yönelmemiz gibi belki de kendi içimizde buluyoruz ama daha sonra bu cevap bizi tatmin etmiyor, ve farklı yanılsamalara yöneliyoruz, yaşamın anlamı nedir? diyerek insanlık için ortak bir doğrumuz yok maalesef ama herkes için ortak bir şey var onu biliyorum, yaşamak "hissetmektir."
Eyyüp Gümüşlü
Eyyüp Gümüşlü
: İnsan hayatta sabit ve belirli bir anlam bulması mümkün değildir. Hayat içerisinde anlam sürekli değişime uğramaktadır. Bulduğumuz anlamın uğruna yaşarken, karşılaştığımız birtakım sorunlar anlamın değişmesine sebep olabilir. O yüzden hayatımın anlamını henüz bulmuş değilim.
esra orhan
esra orhan
: Hayatın anlamı bana göre kendini gerçek anlamda gerçekleştirmek, kendi kendine yetebilmek, beklentisiz ,başkalarının düşüncelerini umursamadan kendi ışığınla yaşayabilmek ve bu ışıkla önce kendine daha sonra da başkalarına yardımcı olmak. Çok kolay gibi geliyor ama benim daha çok yolum var gibi geliyor bazen.
quneshh
quneshh
: Cehaletle mücadele etmekte.. Çünkü tüm kötülükler cehaletten beslenir. Şayet kötülüğün bu kaynağı azaltılabilirse çoğu sorun kendiliğinden ortadan kalkacak, Yeryüzü daha yaşanası bir ortam haline gelecektir.
Şükriye
Şükriye
: Çok geç fark ettim kitap okumanın insana huzur verdiğini her gün kitap okumaya çalışıyorum.Kitap okumadan önce kendimi tanımıyordum ne yapmak istiyorum neyi seviyorum hiç bilmiyordum bir şeylerin farkına vardım ve artık kendim olmak istiyorum. Ayrıca eskiden bir tek ben kendime yeterim sanıyordum etrafımdaki insanlara çok fazla anlam yüklemeye güvenmeye gerek yok sanıyordum ama anladım ki birey olmak için önce biz olabilmek çok önemli! Herkese tavsiye ediyorum okuyun okutun!
Adım kitap soyadım oku
Adım kitap soyadım oku
: Ailem ve dinim benim vazgeçilmez mutluluğumdur. Ibadetlerimi yerine getirdiğimde çok mutlu oluyorum içime huzur geliyor. Hayatta bir çok engelle karşılaşıyoruz bazen mutlu bazen üzgün ama ibadet ettiğimizde hep mutlu oluyoruz değişmeyen tek mutluluk. Merhametli insanlar yardıma muhtaç olan insanlara yardım ettiği zaman, arkadaşlarımla takılmak yerine kitaplarla takıldığında, hayvanlar insanlardan zarar görmeden yaşayınca, ablamla sohbet edince, Barış Manço Cem Karaca Erkin Koray dinleyince, İstiklâl Marşı okuyunca beni mutlu ediyor. Mutluluk tek bir yerde değil her yerdedir ve mutlu olmak için hayata iyi yönden bakmalıyız.
ayşenur HODLİOĞLU
ayşenur HODLİOĞLU
: Çok naif bir paylaşım, yorumları okudukça anlamlandim. Ben de her şeyde bir mana arayanlardanim. Yaşadığımı yaşayıp geçmek istemiyorum ; gördüğümü, hissettigimi , kokladığımı hepsinin üzerine düşünmek manasını çözmek istiyorum. Bu anda burda bu şekilde oluşumun bir anlamı var biliyorum diyorum içimden ve kendimi en çok bu içimden geçenlerden sorumlu hissediyorum herkesten saklanabilecek belki kendinden bile ama Var edeninden asla. Şükranlarımla :)
Esra Doğan
Esra Doğan
: Benim yaşam amacım sürekli olarak öğrenmek . Bu öğrenme her konuda olabilir örneğin yeni bir şarkı, yeni bir film , yeni bir kitap , yeni bir yer , yeni bir insan , yeni bir saç şekli... Yeter ki dünkü Esra ile bugünkü Esra'nın bildikleri birbirinin aynı olmasın. Yeni bir şey öğrenmediğim bir gün benim için boşa geçmiştir.
Beyazkarga
Beyazkarga
: Daha bulamadım, hâlâ arıyorum.
Taha Yazıcıoğlu
Taha Yazıcıoğlu
: Beni ne mutlu eder bilmiyorum. Kronik mutsuzluğum var. Hayattaki amacımı, ne için yaşadığımı, ne için mücadele ettiğimi bilmiyorum.
quneshh
quneshh
: Cehaletle mücadele etmekte.. Çünkü tüm kötülükler cehaletten beslenir. Şayet kötülüğün bu kaynağı azaltılabilirse çoğu sorun kendiliğinden ortadan kalkacak, Yeryüzü daha yaşanası bir ortam haline gelecektir.
Günseli Cin
Günseli Cin
: Hayatımın anlamı öğrenmek, gelişmek, değişmek. Bilgi öyle derin bir okyanus ki ucu bucağı yok ve öyle bir su ki içtikçe susuzluğum artıyor. Bir şeyler öğrenmek, öğrendiklerimi paylaşmak, iyiliğin bir parçası olmak, işe yaramak, bir canlıyı bir anlığına da olsa mutlu kılmak. Kısacası insan olmanın bilinciyle, vicdanımın sesiyle yaşamaya çalışıyorum. Her yeni öğrendiğim şey beni mutlu kılıyor. Ben hazzı tranqulitasta buldum. Betituta gibi bir hedefim yok ;)
zeynep
zeynep
: Gerçek bi şeyler yapabilmek. Henüz tanımını yapabilmiş değilim ama bir gün arkama dönüp 'ben bunu yaptım' dediğimde her şeyin anlam kazanacağını biliyorum.
Arzu
Arzu
: Ben hayatın anlamını huzurda arıyorum. Ne kadar huzurluysam o kadar mutluyum. O huzuru da en çok ailemle olduğumda, doğada ve gezdiğimde hissediyorum. Çünkü gezmek yeni şeyler öğrenmek demek benim için. Huzur doğada diye düşünürüm zaten hep, az insan çok huzur. Bazen bir hayvana sarılmak da huzur depolayabiliyor. Enerjisi kötü insanları da kendimden uzak tutuyorum. Kendi içimi ne kadar doldurursam (gezerek, okuyarak, araştırarak) o kadar iyi hissediyorum, ve öğrendiklerimi çevreme, öğrencilerime aktarmayı seviyorum. Gençleri aydınlatmak, geleceğe ışık tutmaktır.
Furkan Eker
Furkan Eker
: Hayatımın gayesini bana hayatı veren Hayy-ı Kayyum belirlemiş. Beni hadsiz kabiliyetlerle donatıp, bu dünya misafirhanesine imtihan için göndermiş. Tıpkı bir çiftçinin tohumu toprağa ekmesi gibi, Rabbim de beni bu dünya tarlasında ek­miş ki, ebedî âlemde daimi mahsulât vereyim. Bana düşen, kabiliyetlerimi dünyevi gayeler ve nefsanî arzular yolunda harcayıp ebediyen yok etmek yerine, onları İslamiyet suyu, imanın nuru ve ibadet toprağı altında inkişaf ettirmektir. Rabbimin rızasına uygun hayat yaşadığımda hem bu dünyada hem de ebedî âlemde hakiki, safî ve daimi saadeti bulacağıma inanıyorum. Allah’a ve ahirete iman sayesinde her şeyde bir mana ve güzellik bulduğum için her halükarda üstüme düşeni yapıp, kalben huzuru yakalayabiliyorum.
Sevcan Yörük
Sevcan Yörük
: Allah'a olan inancım ve kesinlikle kitap okumak(Bazen her şeyi bırakıp O'yu aramaya Hakkâri'ye gitmek istiyorum ya da Kars'a gidip Ka'nın geçtiği sokakları dolaşmak istiyorum. Hakan Günday'ın yakasına yapışıp Kayra'ya ne yaptığını sormak istiyorum...
Bb
Bb
: Gönlüm Allah'ı ararken huzur buluyor. Amacımve hayatımın anlam bulduğu güzellikler şunlar : güzel bir ömür geçirmek . İslamiyet'i yaymak. İnsanlara faydalı olabilmek. Zaten başka nasıl geçer ki bu ömür ?
Arklig
Arklig
: Dünyalık zevklerim arasında en çok mutlu etmek mutlu ediyor beni sanırım. Bir başkasının yüzündeki tebessümün müsebbibi olmak. Özellikle de bir çocuğun... Bunun için için mi yaşıyorum? Tartışılır. Ama galiba hayatta olduğum sürece yapmaktan sıkılmayacağım bir şey bu. İnsanların hayatlarına dokunmak, mutluluklarına vesile olmak...
Cemil Dedeoğlu
Cemil Dedeoğlu
: Gün içinde ne sıkıntılar yaşasak da sonunda kalemi güçlü bir yazar ile baş başa kalıp hepsini unutuyoruz ya, bence bu hayattaki en güzel duygulardan biri.
CanKrmts
CanKrmts
: Ne kadar anlam yüklersem yükleyeyim bilirim kader beni başka yöne çöker. Bu yüzden beyhude dolanıp,divane gezmek tercihimdir.
Elif Bilgin
Elif Bilgin
: Öğrencilerimle, çocuklarımla, çevremdeki insanlarla bağ kurup, onlara değerli olduklarını hissettiriyorum. Böylece potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı oluyorum.
contrabay
contrabay
: Yaşamın anlamı bulamayacağını bildiğin halde arayışı bırakmamaktır. Aksi takdirde bir anlamsızlık hakim olur yaşama.
Banu
Banu
: Sevdiğim bir yerde, iyi hissettiğim insanlarla kaliteli bir seyler yaptığım zaman bu hayat cok tatmin ediyor beni. Tek amacım ait olduğum yeri tam anlamıyla bulabilmek.
Furkan YILDIZ
Furkan YILDIZ
: Üretmek kendimi iyi hissettiriyor. Bu yazma çabası da olabilir, bir tasarım, bir çizim yapmak da; hatta bir video oyununda ilerlemekle. Sonrasında ürettiğim bu şeyleri savunmak. Çünkü ürettiğim şeyler öznel ve her birinin manasını her insan kavrayamaz. Bunların hepsini yaşamımı ilerletmek için yapıyor olsam da yaşadığımı hissettiren şey zaten kitabın isminin ta kendisi. Arayış içinde olmak. 1000kitap.com/atikenur : Bu konuyu dini karıştırmadan objektif bir bakış açısı ile değerlendirmek istiyorum. Zira İnanç herkesin Allah ile arasındaki bir muhabbettir ve bugün bir çok kişi İslam'ı ve diğer dinleri anlamadan yaşadıkları için de yanlış algı oluşturuyorlar. Beni en çok, olumlu, faydalı hedefleri olan, çalıskan, azimli, güçlü, cesur, üreten ve öncü olabilmek duygusu mutlu ediyor..
Nisa
Nisa
: Her çocuğun değer görebildiği bir toplum oluşturmak ve bu amaç için hayatını vakfetmek. Bireyin kendini keşfedebilmesi için okuma ve eğitimin önemini anlamalarını sağlamak. Kitabı okuduğum zaman da bu düşünceleri yoğun olarak hissetmiştim. Geriye kalan ömrüm boyunca da bu amaç için çalışıp o şekilde ömrümü sonlandırmak da en büyük amacım diyebilirim.
Jiyan Bakış
Jiyan Bakış
: Ben bu hayatta tam olarak ne yaptığıma karar vermedim ama şu anki amacım diğer insanların ne düşüneceğini kafama takmadan gerçekten istediğim olanı bulmak istiyorum. Şu anlık kitap okumanın benim birinci amacım olduğunu söyleyebilirim.
kassiopeia
kassiopeia
: Benim anlam arayışım dünyadaki varlığımla ilgili. Bazen bu konuda çok dibe batabiliyorum. Kendimi bu dünyada hiçbir rolüm yokmuş gibi hissediyorum. Ama yeterince çalışırsam benim de bir rolüm olabilir. Bunun için uğraşmaya başladım. Umutsuzluğa yer yok.
a.sena
a.sena
: Akışta arıyorum, her an ve her yerde. 1000kitap.com/KeskeFreudunAdamiOl... : Aranızdan birçoğu hemen hemen aynı cevapları vermiş.Aslında sık sık hatırıma gelen bir soru bu, insanı bazen içtiği birkaç yudum su,bazen de sevdiği bir yemeği yemek bile mutlu edebiliyor ama genel anlamda kendi açımdan beni en çok sevdiğim insanlardan aldığım bir övgü, okuduğum bir kitapta kitabın yazarından aldığım bir tavsiyeyi gerçek hayata uyarlayarak bu tavsiyeden faydalanmak, sevdiğim insanlarla keyifli vakit geçirmek, hayvanlarla ve bitkilerle vakit geçirmek, kısa veya uzun vadeli bir hedefimi gerçekleştirmek ve benzeri diyebilirim.
Sude Kara
Sude Kara
: İnsan yaratıcısını, Rabbini arayarak anlamı bulabilir. Burada bize en büyük örnek hz İbrahim'dir. Onun anlam arayışı en temel sorular olan; ben kimim? Nasıl varoldum? Yaratıcım kim? Ve ne için yaratıldım? soruları ve arayışıdır. Bu sorular bizim yoktan varolmadığımızı, bir amaç için hayatta olduğumuzu gösterir. Hiç kimse başı boş yaratılmamıştır. İnsan ancak yaşamın anlamını bu sorularla ve bu sorulara cevap arayarak bulabilir, bulmaya çalışmalıdır... Benim 'anlam arayışım' ve yaşamı anlamlandırmam bu şekilde.
sanha
sanha
: pek bi arayışım yok sanırım ya da ben daha bulamadım. sadece sessizce yaşamak istiyorum.
Polycephaly
Polycephaly
: Ben gittikten sonra benden daha büyük bir külliyat bırakmak isterdim. Yazdıklarım benden daha canlı, benden daha zeki, benden daha değerli olsun. Ve mümkünse benle benzer sorunlar yaşayan uzak bir zamandaki, hiç görmeyeceğim insanlara yollarını çizmekte yardımcı olsun bunlar. Hayatla başa çıkamadıklarını düşündüklerinde beni aynı yolun sonunu getirebilmiş görüp, umutlu kalmayı başarabilsinler. Bir nevi yaralı ruhların şifacısı, bir hekim olmak uğruna yaşamak istediğim şey.
zeiris
zeiris
: Beni mutlu eden şey emeğimin karşılığını almak. Ter döküp çabaladıktan sonra hedefime ulaştığımdaki mutluluk.
aysun
aysun
: Kadinlara çirkin yakıştırmalar yapan tüm zirvalikları, zihniyetleri temizlemek olurdu ve işte o zaman ben, ben olurdum.
Muhammed Mustafa Atabey
Muhammed Mustafa Atabey
: Budur dediğim her arayış sonunda bulduğum ya da yarattığım her anlam için sürekli bir şüphe duyarak ve yaşamın sırrına bir gün ereceğimi umarak, günaha bata çıka arayışa devam etmekte.
Güney
Güney
: Varoluşumuzun bir kutsallığı yok çünkü hayatın bir anlamı yok. İnsan zihninin kavrayamadığı bir zamansal sonsuzluk içindeki rastgelelerin bir türüyüz. Sahip olduğumuz anlamlı şeyler şimdiki zaman ve benlik. Bunları kıymetsiz hale sokan insanlardan uzak bir yaşam sürmek beni huzurlu yapıyor. Bunu bisikletimle becermek ise acayip mutlu yapıyor.
S.N.A
S.N.A
: Ben matematik problemi çözerek ve kitap okuyarak mutlu oluyorum. Sıkı bir arkadaşım hiç olmadı. Sanırım bunda da benim hatam var. İnsanlarla düzgün iletişim kuramamam benim hatam. Aslında söyleyeceğim çok kelime var ama kimseyle konuşmuyorum. Dışarıdan sinirli ve beyinsiz biri olarak gözüktüğümü düşünüyorum. Ama matematik problemleri çözdüğümde mükemmel bir şey başardığımı düşünüyorum ve mutlu oluyorum. Kitap okuyorum çünkü oradaki karakterlerle mutlu oluyorum. Biraz saçmaydı ama olsun benim için hayatımın anlamı bu. Söyleyeceğim bu kadardı. Abartılacak bir yaşamım yok.
Flower
Flower
: Hayatın anlamını kitap okumakta ve hayata bakış açımda arıyorum. Kitap okurken olduğumuz dünyadan farklı dünyalara gitmek, farklı hayallere dalmak ve yaşadığımız dünyadan birazcık da olsa uzaklaşmak beni en çok mutlu eden şey. Ve tabi ki de, bana verilen bu ömrü doyasıya yaşamak, daha çok insanın kitap okumasına vesile olmak.
Eminkolnikov
Eminkolnikov
: Kendim için hiçbir zaman mutluluğu aradığımı hatırlamıyorum. Çünkü biliyorum ki mutluluğa doğru bir adım beni 2 adım mutsuzluğa çekecektir. Bu paradoks bana ilerlemeye ve kazanımlara önayak oldu. Kısacası en iyi mutluluk, onu aramadan ona sahip olma düşüncesine sahip olmaktır.
İrem
İrem
: Beni en çok mutlu eden eylemler dilsiz yavrulara, hayvanlara yardım etmek sanırım. Onların mutlu olduğunu görünce içim içime sığmıyor. Şu insanların kötüleştirdiği dünyada onların en iyisini hak ettiğini düşünüyorum ve bunun için çabalıyorum. İkinci mutlu eden şey de kendimi tanıyıp geliştirmeye çalışmak olabilir. (kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek...)
zeiris
zeiris
: Beni mutlu eden şey emeğimin karşılığını almak. Ter döküp çabaladıktan sonra hedefime ulaştığımdaki mutluluk.
ebru
ebru
: Aşk.
kusbakisimg
kusbakisimg
: Var kelimesi sadece bir oluşum degil, var olabilmek ve bu varlığını koruyabilmek için amaçları hayalleri ve hedefleri olan onca yorum okudum. Herkesin bir hikayesi ve varoluş sebebi olduğuna inanıyorum... minicik bir eylem bile kocaman bir dağ oluverir. Sen toprağı sularsın o toprak gün olur meyve veren bir ağaç sunar sana. Doğanın ve insanlığın düzenli bir parçası olmak seni anlamlandırır. Yakmayan, yıkmayan, katletmeyen , kendini bilgi ve iyilikle büyütüp yoluna çıkanlarla çoğalmak ve katlanarak çoğalmak iyileşmek ve iyileştirmek amacı hayali ve umuduyla bu anlamlı paylaşıma bir yorumda benden olsun...
Elif Timur
Elif Timur
: Aslında mutluluk çok yakınımızda, mutlu olmak için bir sebep olmamalı bence. Ama ne mutlu eder sorusuna cevabım;kitap okumak, ekonomik özgürlüğümü elime almak, ailemle beraber olmak vs. Bunun gibi çok şey sayabilirim. O yüzden mutlu olmak, zor değil.
Mustafa Özel
Mustafa Özel
: Hayat; ıssız bir su vadisinde Bilinmez bahislerle örülü şu kümeste Askıya alınan arayış bulgusudur Pervasızca dönen dünya ruletinde. Bu arayışın da sonu yok gibidir Aşınır adem bir kaya rutubetinde Artık o bir umut katliamıdır Tekrar edilen geçmiş döngüsünde. Çünkü ebedi bir hayat uğruna çıkılan yoldur Kukla bulgular; bir oyun gibidir, Adı yaşamaktır, Ölümse oyunun sonu.
Beren
Beren
: Sevilmek, verdiğim değerin ve sevginin karşılığını almak, gülümseyebildiğim canlı kadar karşılığında gülümseme kazanmak...
nazli huseynzade
nazli huseynzade
: Mutluluk inanın bana gülümseyişde saklıdır. Bu bir bebeyin de ola bilir, bir annenin de, sevdiyiniz adamın ve ya kadının da. Benim mutluluğum gördüyüm kalpden gelen tebessümdedir.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
“Her şeye karşı yaşama evet demek"
*Yaşamak acı çekmektir; yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktadır. Eğer yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalıdır. Ama hiç kimse bir başkasına bu amacın ne olduğunu söyleyemez. Herkes bunu kendi başına bulmak ve bulduğu yanıtın öngördüğü sorumluluğu üstlenmek zorundadır" İlk cümlem, İnsanın Anlam Arayışı* okuduğum en anlam dolu kitaplardan oldu. Okuma listesinde olanlar için de söylemek istediğim hiç ertelemeden ilk fırsatta okumaya başlamaları.. Kitabın önsöz bölümünde hem yazar hakkında, hem bu kitabın hangi koşullarda yazıldığına dair açıklamalar mevcut.. Yine de birkaç cümle ile ifade gerekirse.. Victor E. Frankl 26 Mart 1905 Viyana doğumlu, yüzyılımızın meşhur psikiyatrlarından biri.. 2. Dünya Savaşı sırasında Turkhein, Kaufein, Theresienstad ve Auschwitz olmak üzere dört farklı toplama kampında edindiği deneyimlerle İnsanın Anlam Arayışı eserini yazmıştır. Aynı zamanda bu Nazi kamplarında annesini, babasını ve eşini kaybetmiştir. Logoterapinin kurucusudur. Kitap üç bölümden oluşmaktadır. *TOPLAMA KAMPI DENEYİMLERİ *Kitap şu soruya cevap vermeye çalışacak: Ortalama bir tutuklunun zihninde canlandığı şekilde, bir toplama kampındaki gündelik yaşam nasıl bir şeydi? Anlatılan güçlü olanın acılarını değil, kayıtlara geçmeyen o büyük adsız kurbanlar ordusunun özverilerini, çarmıha gerilişlerini ve ölümlerini konu olarak seçmiştir. Kamp ortamına deyinecek olursak gerçekten de sadece bir numaradan ibarettir tutuklu; ne bir geçmişi ne de bir gelecek umudu vardır. Bütün geçmiş yaşanılanlarla ve geçmişte kalanlarla birlikte vücutlarında kendilerine ait bir tüy bile olmaksızın kendilerinden alınmıştır. Hasta ya da güçsüz düştüğünde tutuklunun yolcu edileceği yer gaz odasına ya da krematoryumdur. *Önceki yaşamımızla aramızda geri kalan maddi bir bağ var mıydı? Tutuklunun geçmişi, yaşam deneyimi ve arkasında bıraktıklarının hiçbir önemi yok. Kamp sakinlerinin rüyalarında gördüğü şey: Ekmek, pasta, sigara ve ılık banyo. Ve insanı en çok yaralayan da fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstırap.. Viktor Frankl kamp yaşamında ruhsal tepkilerin üç evresi olduğundan bahsediyor; Kişinin kampa alınışını izleyen dönem, Tutuklunun kamp rutinine çok iyi alıştığı dönem Serbest bırakılışını izleyen dönem. Bu bölümde tutuklunun duygu yitimi, hissizleşme, duyarsızlık, anormal davranışlara gösterilen anormal tepkilerin normalleşmesi duygu yoğunluğu bakımdan oldukça etkiliydi. Yakın arkadaşının ölümünün ardından ölüye ait ayakkabı, kıyafet, ayakkabı bağı bile paylaşım konusu oluyor; ölünün hemen yanıbaşında hınç alırcasına bir lokma kuru ekmeği çiğniyebiliyor diğer tutuklular.. Demiryolunda çalışan yazar bilmem eksi kaç derecede toprağın donmasından beton gibi işlenmez durumunda soğuk, açlık hastalık karşında kendi korumak için seçtiği yol: Eşiyle yaptığı düşsel sohbetler.. Eşinin sağ olup olmadığını bilmeden yapılan düşsel sohbetler.. Sohbetler aracılığı ile umut ve cesaretini canlı tutuyor. Çünkü sevgilisinin hayalindeki varlığına hiçbir şey dokunamazdı. İçsel dünyadaki bu yoğunlaşma kişiyi derin boşluk ve terk edilmişlik hissinden kurtaran tek anlamlı duyguydu. Okurken duygu yoğunluğu yaşadığım bir bölümdü ilk bölüm. Umut ve cesaretini canlı tutma oyunu tutuklu arkadaşları ile de oynayarak ruhsal olarak bağışıklık kazanmak anlamında bir tür terapi yapar yazar. Viktor Frankl’ın acıya bakış açısı: Hayal edebileceğimiz en zor şartlar altında bile insan hayatta anlam bulabilme gücüne sahip midir? Viktor Frankl’a göre çekilen acı anlam içeriyorsa yaşam da gerçek bir anlam içeriyor demektir. Yani aslında çekilen acılar görecelidir ve önemli olan acının büyüklüğü değil; acıyı çeken için ne ifade ettiğidir. Hayatta çektiğim acılar yaşadığım hayata değer mi? Bir anlam yüklediğimiz acı, artık acıdan çok anlamı simgeler ve hayatımızı geleceğe taşır. Acıya yüklenen anlam hayatın bu acıya deyip demediğini simgeler. İnsan nihai anlamda kendisini belirleyen bir varlıktır. Olduğu kişiyi kendisi yaratır. ***İnsan, onurunu bir toplama kampında bile koruyabilir. Dostoyevski bir keresinde şöyle demişti: “Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek.” Kamptaki davranışları, acıları ve ölümleri, son içsel özgürlüğün kaybedilemeyeceği gerçeğine tanıklık eden şahitlerle tanıştıktan sonra, bu sözler sık sık aklıma geliyordu. Bu insanların çektikle­ri acıya değdikleri söylenebilir; acıya katlanma yolları, gerçek bir içsel başarıydı. Yaşamı anlamlı ve amaçlı kılan şey de, insanın elinden alınamayan işte bu ruhsal (tinsel) özgürlüktür.*** ***acı, bir özverinin anlamı gibi, bir anlam bulduğu anda acı olmaktan çıkıyor. **GENEL İLKELERİYLE LOGOTERAPİ Logoterapi nedir? Yazarın kendi deyimiyle küçük bir pasaj.. Viyana’daki büroma gelip “Söyleyin doktor, siz psikanalist misiniz?" diye soran Amerikalı bir doktoru anımsadım. Ona, “Tam anlamıyla psikanalist değil; ama psikoterapist diyelim,” diye karşılık vermiştim. Bunun üzerine soru sormayı sürdürdü: “Hangi ekolü savunuyorsunuz?” Ben de ‘Kendi teorimi; adına logoterapi deniliyor," diye yanıtladım. ‘Bana bir cümleyle logoterapinin ne olduğunu anlatabilir mısınız7’ diye sürdürdü konuşmasını, "En azından psikanalizle logoterapi arasındaki fark nedir?” “Evet,” diye karşılık verdim, “Ama her şeyden önce bana bir cümleyle psikanalizin özünün ne olduğunu anlatabilir misiniz?" dedim. Şöyle yanıtladı: “Psikanaliz sırasında, hastanın divana uzanıp, bazen söylenmesi hiç hoş olmayan şeyleri anlatması gerekir.” Bunun üzerine şu açıklamayı yaptım: “Logoterapide ise hasta dik oturabilir, ama bazen duyulması hiç hoş olmayan şeyleri duyması gerekir.” Logoterapi daha çok gelecek üzerinde, yani hasta tarafından gelecekte yerine getirilecek anlamlar üzerinde odaklaşır. Logoterapi anlam merkezli bir psıkoterapidir. **Ama mutluluk aranmaz; ortaya çıkması gerekir. İnsanın, “mutlu olmak” için bir nedeni olmalıdır. Bu neden bulunduktan sonra mutluluk otomatik olarak gelir. Hasta bu terapide kendi hayatının anlamını kendi bulmalıdır. Varoluş felsefesi ve varoluşçuluk akımı ile ilgilenen yazar hayatın taşıdığı anlamın her birimiz için benzersiz olduğunu ve bizimse bu benzersiz olan anlamı keşfetmemiz gerektiğini vurgular. Yazar, kitabında logoterapi aracılığıyla hayatımızın anlamını keşfetmemiz için üç farklı yol sunmaktadır. Birinci yol, bir eser yaratarak veya bir iş yaparak anlamın keşfedilmesi İkinci yol, bir şey yaşayarak ya da bir anlamla etkileşerek anlamın keşfedilmesi Üçünü yol ise kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirmeyi içeren yaklaşım Acılarımıza değen bir yaşam şeklini seçtiğimizde çok uzun yıllar sonra da hayatımız ve geçmişimiz bizim için çok fazla anlam ifade eder, der yazar. Acılarımıza değen bir hayat gurur duyulası bir hayattır. TRAJİK BİR İYİMSERLİK TARTIŞMASI Bu bölüme yazar şu şekilde giriş yapar Trajik bir iyimserlikten ne anladığımızı soralım ilk önce kendimize. Kısaca bu, insan varoluşunun (1) acı, (2) suçluluk, (3) ölümle tanımlanabilecek yanlarından oluşan ve logoterapide “trajik üçlü” adı verilen şeye karşın, insanın iyimser olduğu ve böyle kaldığı anlamına gelir. Bütün olup bilenlere karşın yaşama evet demek nasıl olası olur? Soruyu başka terimlerle ortaya koyacak olursak, yaşam, trajik yanlarına karşın, potansiyel anlamını koruyabilir mi? “Her şeye karşı yaşama evet demek," yaşamın, her koşulda, hatta en kötü koşullar altında bile potansiyel olarak var olduğunu varsayar. Yani trajedi karşısında ve olabilecek en iyi insan potansiyeli açısından iyimserlik, her zaman için, (1) acıyı bir insan başarısına dönüştürmeye (2) suçluluk hisseden kişinin, kendisini daha iyiye yönelik olarak değiştirme fırsatım kazanmasına (3) yaşamın geçiciliğinden, sorumlu bir tavır almaya yönelik girişim gücü kazanılmasına olanak vermektedir. Kitabın içeriği hakkında bir fikir oluştu sanıyorum. Son olarak.. Kitabın tamamını okuduğumuzda cevap bulacamız sorular şunlardır.. Anlam hayatın neresindedir? Anlamı içimizde mi aramalıyız? Anlam bizim dışımızda bir yerde ya da kendimizden başka bir insanda bulunabilir mi? Hayatının gidişatını değiştiremeyeceğinin farkında olan insan için de hayatın bir anlamı olabilir mi? ***Her kim ki hala yaşıyordur, o halde umutlanmak için bir sebebi vardır " dedim. Sağlık, aile mutluluk,mesleki beceriler, servet, toplumdaki konum... Bunların her biri yeniden kazanılabilir ya da tamir edilebilirdi. Sonuçta kemiklerimiz hâla tamdı. Başımıza gelenler bizim için gelecekte kıymetli olacaktı. Nietszche ' den alıntı yaptım: (Beni öldürmeyen şey, güçlendirir.) Hayatın her koşulda, en sefil koşullarda bile potansiyel olarak anlamla dolu olduğu gibi her insanın değeri de onunla kalır. Kalır çünkü bu değer geçmişte yerine getirdiği değerlerle ilgilidir ve bunun, bugün gösterdiği yararlılıkla ilgisi yoktur. Kesinlikle ertelenmeden okunacaklar listesinde olması gereken bir olduğunu belirtiyorum. Sevgi “Beni kalbine mühürle, sevgi, ölüm kadar güçlüdür." Ve inanç "Daracık hücremden Tanrı'ya yakardım, o da bana özgürlükle yanıt verdi.” Keyifli okumalar dilerim.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
155 syf.
·
7 günde
·
10/10 puan
Yine de Hayata Evet
Kitabı incelemeye öncelikle
Viktor E. Frankl
Viktor E. Frankl
dan başlarsak bence doğru olur.Kendisi Holocaust luktan kurtulduktan sonra psikoloji alınanda çok önemli bir yere gelmiş,39 tane kitap yazmıştır, yani 0 dan gelmiş ve pes etmemiş bir adam.92 sene yaşamış.Logoterapi nin fikir babasıdır.Logoterapi, Hümanist ve Varoluşçu bir felsefedir.Motivasyon odaklı bir metottur.
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ve
Alfred Adler
Alfred Adler
in düşüncelerinin devamı niteliğinde görülen bir yöntemdir. Frankl,
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ile okul dönemlerinde mesajlaşmış, ayrıca o dönemde intihar ve depresyon konusunda uzmanlaşmış bir gençti.Bir süre sonra Freud dan uzaklaşıp,
Alfred Adler
Alfred Adler
düşüncesine katıldı ama anlam arayışı onu Adler den de uzaklaştırdı.Öğrencilerin çok intihar ediyor olması ile ilgili ücretsiz öğrencilere terapi verdi ve bunun sayesinde 1928-1931 arasında hiçbir genç intihar etmedi.Daha sonra Avusturya, 2.Dünya Savaşı döneminde Nazilere teslim oldu ve ailesi ile birlikte kampa gönderildi.Karısı tifüsten, babası zatüreden,anne ve erkek kardeşi ise gaz odasına gönderilerek öldü.Frankl, 4 kamp değiştirdi toplam 3 yıl bu holocaust luğa maruz kaldı.Kamptan kurtulduktan sonra ömrünün sonuna kadar hayatını kitap, psikoloji, nöroloji ve logoterapiye adadı.Büyük ödüllerden Pfizer ödülü de aldı.
İnsanın Anlam Arayışı
İnsanın Anlam Arayışı
kitabı, 1946 yılında ve sadece 9 günde yazılmıştır.Adının Almanca karşılığı ise, Yine de Hayata Evet tir.Frankl, Kamptan kurtulduktan sonra Nöroloji Bölüm Başkanı olması ile kitabı yazmaya başlar.Almanca yazılmıştır.1959 da İngilizce çevirisi basıldı.ABD nin en etkili 10 kitabından biri seçildi.Birinci bölümü roman dili ile yaşadıklarını, gerçek hikayesini anlatır bize.Çok etkileyici ve sarsıcı notlar vardır içinde.İkinci kısım ise işin tekniğinden yani Logoterapi den bahseder.Bu bölüm ağırdır. Logoterapi ile ilgili 3 yolun olduğunu anlatır kitabın sonunda yazar.Semptomlardan uzaklaşma, takıntıdan uzaklaşma ve kendini tanımayı sağlayan sorular sormak.Önce bir hedef belirle, daha sonra bunu sürekli hayalle pekiştir der kitapta. Frankl, tüm mahkumların bir dereceye kadar yaşadığı üç psikolojik tepkiyi tanımlar: (1) kampa ilk kabul aşamasında şok, (2) mahkumun yalnızca kendisine yardımcı olana değer verdiği kamp varlığına alıştıktan sonra ilgisizlik (3) eğer hayatta kalır ve özgürleşirse duyarsızlaşma ve hayal kırıklığı tepkileri. İnsanları 2 ye ayırır : Nazi leri bile Düzgün ve Ahlaksızlar olarak 2 ayırmak lazım der. Eve döndükten sonra evde kimsenin beklememiş olması bitmeyen ızdırabın hayatta her aşamada olabileceğinin bir kanıtıdır. Frankl, kampta kaldığı dönemde minik minik notlar alıyor.
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
nin bir nedeni olanı hayat için, her türlü nasıl katlanır düşüncesi kitabın ana düşüncesi olabilir.Bir amacınız olsun diyor kitapta bu sözün etrafında.Umut ve sevginin önemini vurguluyor. Böyle bir ortamda kelimelerle ilgili mizah yapan insanlar tespit ediyor ve hiçbir şeyi fazla ciddiye almayın diyor yazar.İlişkiler hayvanlarla dahi olsa hayat kurtarır şeylerdendir diyor.Dışına dönük ol diyor. Herşeye bir neden arama.Herşeyin mantıklı bir nedeni yok diyor yazar.Hayatta rutinlerinin olması gerektiğinden bahsediyor. Beni kitapta en etkileyen kısım şuydu : İnsanlar intihar ediyor ve intihar eden insanların herkes elbise ve ayakkabılarına doğru koşuyorlar.Çünkü insanın, canın orada bir önemi yok.Herşey sadece kollara dövme şeklinde yazılan numaralar.Sen insan değilsin.O numarasın. Tek yedikleri yiyecek kahve, çorba ve ekmek.Bezelye çorbada eğer fazla gelirse şanslısın.Bu şartlarda sağlıksız olursan ölürsün.Hastalanırsan ölürsün.Kaçmaya çalışırsan ölürsün.İntiharı önlersen ölürsün.Çalışmassan ölürsün. Kitap kendi dalında harika idi.Çok şey kattı.İlk kısım çok akıcı, ikinci kısım ise çok zor anlaşılıyordu. Puanım 10.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
155 syf.
·
8 günde
·
8/10 puan
Nedir?
“Yaşamın anlamı varsa, ıstırap ve ölümün de anlamı vardır ancak kimse bir diğerine bu amacın ne olduğunu söyleyemez.” Toplama kampından başlayıp kurtuluşa eren bir hikayenin psikolojik gözlemleri ile “hayatın anlamı, amacı, yöntemi nedir?” sorularına, Victor Frankl görüşleriyle cevap bulmasına uzanan bir kitap. Ruh bilimci denilince akla gelen isim başında Freud ve Adler gelir,şüphesiz ki Frankl da onlardan biridir. Kitapta geçen Toplama kampında yaşadığı ıstıraplı günlerinden sonra, psikoloji alanında keşfettiği “Logoterapi” adlı yöntemi bu durumu teyit eder niteliktedir. Logoterapi hakkında detaylı bilgiyi kitabın ikinci kısmında bulabilirsiniz. Genel anlamda kitaba bakarsak, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Toplama kampı anılarını ve gözlemlerini anlatan yazar, ikinci bölümde anlam arayışı sorusu üzerine daha çok düşer ve Logoterapi ile bu soruları cevaplama çalışır. Üçüncü yani son bölümde ise yazdıklarını bir sonuca vardırmaya, yöntem ve teknikler üzerine daha çok düşmektedir. Bölüm bölüm detaylı incelemeye geçebiliriz. Birinci Bölüm ; Toplama Kampı Deneyimleri : “SS subayları geliyor!” Kim bunlar derseniz, kan emici vampirler diye özetleyebilirim. İkinci dünya savaşı sırasında kampa zorla gönderilen kişilerin arasında Victor Frankl yani kitabın yazarıda vardı. Naziler tarafından kurulan, despotluk anlayışı ile geçen bu zaman diliminde işkencelere maruz kalan kişilerin bir araya getirildiği, hatta katliamların yapıldığı yerdir, Auschwitz kampı. Kitabın ilk bölümünü oluşturan mekanın tasviri bu olsa gerek. Yazar bu bölümde anılarıyla ve gözlemleriyle psikolojik bakış açısı sürüyor kitaba. Ve asıl soru, “Hayatın Anlamı?” işte bu sorunun temelide bu bölümde atılıyor. Çekilen acılar ıstıraplar hammadde kaynağı gibi bu soru için. Bir alıntı, “Toplama kampında, yaşantının tüm fiziksel ve zihinsel ilkelliğine rağmen ruhsal yaşamın derinleşmesi mümkündü.” (sf 48, Okuyan Us Yayınevi) İkinci Bölüm ; Ana Hatlarıyla Logoterapi Logoterapi kavramı yazar Victor Frankl tarafından ruhbilimine kazandırılmıştır. İkinci bölümde bu kavram üzerine yazan yazar ayrıca birinci bölümün oluşturduğu altyapı üzerine sağlam temeller atarak, Hayatın Anlamı? sorusuna daha açık cevaplar, yöntemler vermiştir. İkinci bölümün akışkanlığı birinci bölüme göre daha yüksek. Neden diye sorulursa, bu bölümde konu başlıkları altında düşünceler belirten yazar ilk bölümde ise bölümün tamamını tek bir metin olarak vermiş ve ayrıca sık sık tekrarlamalara düşmüştü. Ve asıl sorunun cevabını da bu bölümde bulabilirsiniz. Bir alıntı, “ Logoterapinin rolü, danışanın görme alanını genişleterek, olası anlamların tamamının bilince çıkmasını ve görülebilir olmasını sağlar.” (sf 115, Okuyan Us Yayınevi) Üçüncü Bölüm ; 1984 Ek Yazısı Trajik İyimserlik Lehine : Yazar bu bölümde trajik üçlü üzerinde durmuş. Bu üçlü; 1)Acı 2)Suçluluk 3)Ölüm Son bölüm yani bu bölümde, bu üçlüye nasıl karşı duracağımız üzerine yazan yazar, yol ve yöntemi göstermiştir. Örneğin, Istırabı bir insan kazanımına ve edinimine çevirme, suçluluktan kendini iyiye doğru değiştirme olanağı çıkarma ve hayatın geçiciliğinden, sorumlu davranış için bir teşvik edinme, tarzında reçeteler yazmaktadır. Reçete diyişim yanlış anlaşılmasın, bilimsel bir reçete özelliğinden ziyade öznel olmasıdır. Bir alıntı, “Bireyin anlam arayışının başarılı olması ona sadece mutluluk değil,aynı zamanda ıstırapla başa çıkma gücü de verir.” (Okuyan Us Yayınevi) Son olarak kitabın içeriği ile ilgili tavsiye film vermek isterim. 1)Schindler'in Listesi 2)Piyanist 3Auschwitz İncelemem bu kadar, buraya kadar okuyup geldiğiniz için teşekkür ederim. Kitabı okumayı düşünenlere, ilk bölümde sıkılabilirsiniz, çünkü aşırı tekrarlamalar ve durağan bir akıcılık var fakat ikinci bölümde tam tersine iyi düzeyde akıcılık ve aradığınız soruların cevabını içermektedir. Keyifli okumalar dilerim.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
166 syf.
·
3 günde
"Hayatın anlamsızlığı, insanı kendi anlamlarını yaratmaya zorlar. " Frankl, Sigmund Freud ve Alfred Adler gibi isimlerden etkilenmiş, ancak bu anlam arayışında onlardan uzaklaşıp kendi yolunu çizmiş bir psikiyatrist. Öğrencilik yıllarında intihar edenlerin artmasından sonra ücretsiz terapiye başlamış ve o dönemde intihar vakalarını azaltmakta başarılı olmuştur. Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde toplama kampındaki deneyimlerinden bahsediyor. Nazi kampında 3 yıl soykırıma maruz kaldıktan sonra, Auscwitz Toplama Kampına gönderilen Frankl, burda yaşadıklarını aktarıyor bize. "Bu, bir toplama kampının, orada bulunup da sağ kurtulmayı başaranlardan birisi tarafından anlatılan iç öyküsüdür." İkinci bölümde Logoterapiyi anlatıyor. Frankl logoterapinin fikir babasıdır. (Logos “anlam” anlamına gelen Yunanca bir kelimedir.) "Logoterapinin rolü, danışmanın görme alanını genişleterek, olası anlamların tamamının bilince çıkmasını ve görülebilir olmasını sağlar." Üçüncü bölümdeyse trajik iyimserlik tartışmasını "acı, suçluluk ve ölüm" üzerinden anlatıyor. "Kuşkusuz insanın anlam arayışı içsel denge yerine içsel gerilim yaratabilir. Ne var ki, ruh sağlığının vazgeçilmez ön koşulu da işte bu gerilimdir." Tipik bir kişisel gelişim kitabından çok daha verimli olabilecek bir kitap olabilir bu. İyi okumalar.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
166 syf.
·
5 günde
·
10/10 puan
Her arayan bulamaz ama bulanlar da arayanlardır.
Merhaba arkadaşlar, size bu kitabın konusundan bahsedeceğim desem de inanmayın çünkü hâli hazırda konusunu yazan birçok inceleme var zaten. Peki ben bu incelemeyi neden yazdım veya yazıyorum? Çünkü kitabın harika, müthiş, fevkalade, etkileyici olduğunu size bas bas yazmak istedim. "Bas bas yazmak diye bir cümle mi var?" diyebilirsiniz, teknik sorunlardan dolayı bas bas bağıramadığım için bas bas yazmayı düşündüm işte. Kitap iki kısımdan oluşuyordu. Yazar ilk kısımda yaşadıklarıyla, aslında bir nevi psikolojimizi bozup ikinci kısımda ise Logoterapi yönetimiyle psikolojimizi düzeltmeye çalışmış. Her şeyi dağıtıp yeniden toparlamayı kendine uygun bulmuş galiba. Eh saygı duymaktan başka çare yok çünkü ortada bir başyapıt var. Size
İnsanın Anlam Arayışı
İnsanın Anlam Arayışı
'yla ilgili kitapta anladıklarımı yazabilirim aslında ama yazarsam o zaman da aramanıza gerek kalmaz anlamı. Bundan mütevelli yaşasın
İnsanın Anlam Arayışı
İnsanın Anlam Arayışı
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
170 syf.
·
7 günde
Her Şeye Karşın Yaşama 'Evet' Demek Mümkün Müdür?
Kitap yorumumuz: youtu.be/IPSrXNiWCkQ "Auschwitz'den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz. Hiroşima'dan bu yana da neyin tehlike de olduğunu biliyoruz." Bütün olup bitenlere karşın yaşama 'evet' demek nasıl mümkündür? Bunca acıya rağmen insan neden yaşamaya devam eder? İnsanın Anlam Arayışı, aslında bu soruların sorulması ile ortaya çıkan bir kitap. Ancak bu soruları değerli kılan çok önemli iki detay var; - Sorulan yerin; İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanya'sının toplama kamplarında sorulmuş olması - Soran kişinin; o kampta tutsak edilen bir psikiyatr olması. Viktor Frankl'ın Nazi kampında iken yaşadığı deneyimlerini ve orada tutsaklar üzerinde yaptığı gözlemler neticesinde ortaya koyduğu logoterapi kuramını anlattığı İnsanın Anlam Arayışı kitabı gerçekten okunmaya değer bir kitap. Kitabın ilk bölümünde yazar, toplama kampında yaşadığı akıl almaz ve insanlık dışı olayları anlatırken o kadar doğal ve abartısız bir dil kullanıyor ki insanı hayrete düşüyor. Bunun neden böyle olduğunu ise logoterapiyi ve temellerini anlattığı bölümde kendisi belirtmese de bunu sadece çekilen acının anlamını bularak onu acı olmaktan çıkarması sayesinde olduğunu anlayabiliyoruz. İkinci bölümde Üçüncü Viyana Okulu olarak da anılan logoterapi kuramını ve temellerini anlatırken, kuramın temel kavramlarından ve bunları uygularken yaşadığı bazı anektodlardan bahsediyor ve hayatın anlamının nasıl bulunabileceğini ve hayatın anlamının her insan için neden eşsiz olduğunu kuramı dahilinde anlatıyor. Son yüz yılın belki de en yaygın problemlerinden olan "varoluşsal boşluk" sorununa dair nasıl yaklaşılması gerektiğini değinmeyi de ihmal etmiyor. Burayı kadar sabırla okuyan herkese selam, keyifli okumalar diliyorum. İzlemeyi düşünürseniz de kitap hakkındaki yorumlarımızı içerir videomuz: youtu.be/IPSrXNiWCkQ Kitapla kalın.
İnsanın Anlam Arayışı
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.