Logoterapiyi varollussal kurami cok severim bu kitap da gerek freud gerek jung olsun bircok kuramcinin dine bakis acisini ele alarak kendinkuraminda kendi bakis acisiyla harmanlayip anlatmistir. Dr. Frankl i hayatini ve kaleme aldiklarini seviyorum. Viktor E. FranklPsikoterapi ve Din
Psikoterapi ve Din
Bilinçdışındaki Tanrı
Dünya Sağlık Örgütü'nün kabul ettiği tanıma göre sağlık; yalnızca hasta veya sakat olmamak değil; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir.
Tam bir iyilik hali.
İnsanın bedenen sağlıklı olması için yapılacaklar üç aşağı beş yukarı bellidir. Yeme içme dengesi, uyku düzeni bedenin belli ölçüde sağlıklı olmasını destekleyecektir. Sosyal anlamda sağlıklı olmak için de samimi yakın ilişkiler kurmak, içinde bulunduğumuz toplumla uyumlu olmaya bakmak gerekir.
Peki ya ruhen sağlıklı olmak için ön şart nedir? İnsan ruhunu nasıl iyileştirebilir? Bunun hazır bir reçetesi olduğunu iddia edebilir miyiz ?
Frankl’a göre insanın yaşama dair anlam bulma gayreti onu ruhen sağlıklı hale getirecektir. Kurucusu olduğu Logoterapi’nin konusu da budur. İnsan için anlam istenci.
Frankl “insan hayatında anlam bulduğu ölçüde huzurludur” der. Bu anlamı muhakkak bulması da gerekmez. Veya bulduğu anlamın muhakkak doğru olması da gerekmez. Yanılmak da mümkündür ama bu arayış bizler için en insani ihtiyaçtır ona göre.
Yoğun bir şekilde enformasyona maruz kaldığımız bu çağı anlamsızlık duygusu çağı olarak tarif ediyor, Frankl. Ona göre bu çağda eğitim sadece bilgi aktarmakla kalmamalı, aynı zamanda vicdanı da geliştirmelidir ki, insan o denli duyarlı olsun. Hayatın anlamına dair algıları açık olsun.
Kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere dini üstünde durduğu bu anlam ihtiyacı ile ilişkili görür Frankl.
“Tanrı kendi kendimizle yaptığımız en mahrem konuşmaların ortağıdır” der. Ona göre Tanrı doğal olarak bu anlam arayışının konusu. İnanan insanların bu anlamı bulma konusunda daha hızlı mesafe aldıklarını söyler. Ölüm gibi en yoğun şekilde bu anlamın sorgulandığı anlarda da yine inancın, Tanrı inancının insanları huzura kavuşturduğunu
Kitapta en çok ilgimi çeken şu oldu:Bir şeyin bilinçli mi yoksa bilinçdışı mı kalması gerektiğine karar veren mercinin kendisi bilinçdışı çalışmaktadır. Bu demek oluyor ki bilincimizdeki her şeyin aslında bilinçli bir şekilde değilde bilinçdışının kendi kararlarıyla bilincimizde kaldığı ya da bilinçdışına sevk edildiği ifade ediliyor. Ne kadarda bilinçli insanlarız değil mi!
Dili ağır, okuması nispeten zor olmakla beraber varoluş ve anlam bağlamında ele aldığı konular ilgi çekici. Logoterapinin dayandığı temel fesefeye yer verildiği söylenebilir.
Psikoloji ya da ilahiyat okuyan arkadaşlar bu kişisel gelişim kitabını kesinlikle okusunlar okuduğum en güzel eserlerden biri yazarın geri kalan kitaplarını da merak ettim şimdi de anlam istenci eserini okumaya başladım.
Psikoterapi ve Din
Viktor Frankl’ın “Psikoterapi ve Din” kitabı aslında çok derin ama biraz da ağır bir kitap. Ama özünde şunu söylüyor: İnsan sadece bir vücut ya da bir zihin değil, aynı zamanda bir ruh, bir anlam arayışıyla var olan bir varlık.
Frankl diyor ki: “Psikoterapiyle uğraşan biriysen, sadece insanın travmalarına, çocukluğuna ya da bastırılmış duygularına bakmak yetmez. Onun hayatla ilişkisine, ne için yaşadığına, yani anlam arayışına da bakman gerekir.” Ve bu noktada din devreye giriyor. Yani bir insan eğer bir inanca sahipse, bu onun ruhsal dayanıklılığının bir parçası olabilir. Psikoterapist de bunu yok saymamalı. Ama dikkat et, Frankl dine terapötik bir araç gibi bakmıyor. Din ayrı, terapi ayrı ama çatışmak zorunda değiller, diyor.
Kitapta çok hoş bir bölüm var: Frankl diyor ki, aslında psikoterapinin üç büyük akımı üç ayrı erdeme hizmet eder gibi.
• Freud’un psikanalizi, nesnelliğe önem verir. Yani gerçekleri, bastırılmış şeyleri ortaya çıkarır.
• Adler’in bireysel psikolojisi, cesareti öne çıkarır. Çünkü o, aşağılık duygusunu aşmayı ve kişinin kendine güvenmesini ister.
• Kendisi yani Frankl, sorumluluğu vurgular. “İnsan hayatına anlam verecek olan da, yaşadığı şeylere cevap verecek olan da kendisidir” der.
Bunun üstüne bir şey daha söylüyor: “Hayat bizden bir şey ister. Soruyu biz sormuyoruz, soru bize soruluyor aslında.” Yani hayat sana bazen acı, belirsizlik, boşluk veriyor ama sen nasıl cevap vereceksin? İşte asıl mesele bu. Frankl’a göre her davranışımız aslında bir cevaptır. Ve en derin cevaplar eylemlerle verilir. Sadece düşünerek değil, yaşayarak, karar vererek.
Ve terapi dediğimiz şey, bir insanı sadece analiz etmek değil; onun içindeki bu sorumluluk bilincini uyandırmak olmalı, diyor.
Sonuç olarak… Frankl bize şunu hatırlatıyor:
“Senin başına
3. Viyana Okulu olarak bilinen akımın kurucusudur. Varoluşcu terapinin en önemli ismi olan Victor Emil Frankl kendi geliştirdiği kuramın adını logoterapi (Anlam Merkezli Terapi) olarak adlandırmıştır. Kuramında yaşamın anlamına özellikle vurgu yapan Frankl , 2. Dünya Savaşı'nda Polonya içerisindeki Alman toplama kamplarında 4 yıl kadar süren bir tutsaklık geçirmiştir. Burada yaşadığı ve gördüğü yaşantılar onun Logoterapi adlı psikoterapi kuramını gerçekleştirmesine yol açmıştır. Yaşamın anlamını bulabilmek için öncelikle bir amacımızın olması gerektiğini vurgulayan Frankl, acının vazgeçilmez olduğu durumlarda acının da bir anlamı olabileceğini vurgular. Logoterapide diğer varoluşçu terapistlerden farklı olarak iki teknik geliştirmiştir. Paradoksal niyet ve düşünce odağını değiştirme. Bu terapi özellikle acı çeken, hayatın anlamını sorgulayan kişilerde oldukça etkili bir terapi yöntemidir. Bu terapi yöntemi ve teknikleri psikolojik danışmanlarca ve diğer terapistlerce sıklıkla kullanılmaktadır.