Gamze

Martin Luther onları şu sözlerle tanımlar: "Ben, -ve şahit olarak Eski Ahit bana yeter, başka delile de gerek yok- bugün gördüğümüz Yahudilerin, gerçekten de dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan, çeşitli alçakların ve rezillerin bir karışımı olduklarına yürekten inanıyorum. Onlar bütün ülkelere dağılmış ve yayılmışlardır... Bu milletler arasında kan emici bir asalak olarak var olurlar... Özetle, Yahudiler yeryüzünün bozguncularıdır ve insanlara zarar vermek onların tabiatında kökleşmiştir. "
Sayfa 236
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Siyonizm Fikrinin Temeli Siyonizmin kendisine kazandırmaya çalıştığı baskın özellik, kendisini bağımsız bir milliyetçilik olarak tanımlamasıdır. Bununla birlikte bu milliyetçiliğe kutsallık vasfı yüklemek için onu Yahudilik dini ile irtibatlandırmıştır. Siyonizm, metodolojik açıdan Yahudiliğin sadece bir din olduğu fikrini reddeder; Yahudiliği bir "ulus" olarak görür.
Sayfa 188
Onlara göre, beklenen Maşiah (Mesih) gelince devleti kurabilecek tek kişidir. O döndüğünde kâhinler ve kutsallar krallığını kuracaktır. Buna karşın Siyonistler, sonu kendi güçleriyle hızlandırmaya çalışmakta, silah zoruyla dönüşü savunmakta ve böylece Tanrı'nın iradesini beklememektedirler. İşte bu yüzden, Naturi Karta'ya göre "İsrail" devleti kibirli liderlerin bir ürünü, Tanrı'nın iradesine başkaldıran kafir bir zümrenin kurduğu bir oluşumdur.
Sayfa 180
Beşincisi: Araştırmacıya göre tarihsel açıdan Filistin toprakları üzerinde hak sahibi olmaya en layık olan milletler Araplar ve Müslümanlardır. Bunun da iki temel sebebi vardır: 1. Araplar, Filistin topraklarında yaşayan ilk topluluklardır. Filistin'e yerleşmiş, burada binlerce yıl boyunca kalmışlardır. Bu husus, Arap, Acem, Müslüman ve gayrimüslim bütün insaflı tarihçilerin ittifakla kabul ettiği bir gerçektir. 2. Müslümanlar, Filistin'i fethetmiş, İslam hâkimiyetine almış ve bu toprakları on üç asırdan fazla bir süre boyunca korumuşlardır.
Sayfa 165
Tarihçi Gustave Le Bon279 şöyle der: "İsrailoğulları, Şaul zamanına kadar bir millet bile sayılamazlardı. Onlar, küçük Sami kökenli göçebe çetelerden oluşmuş, birbirinden kopuk, düzensiz topluluklardı. Hayatları, baskın, fetih, kıtlık ve küçük köylerin yağmalanması üzerine kuruluydu... İbraniler, Filistin'de hâkimiyet kurmak için uzun bir zaman harcadılar ama bu hâkimiyet hiçbir zaman tam olmadı. Şaul dönemindeki Filistin fethi bile tamamlanmaktan çok uzaktı. Filistin'de gerçek hâkimiyet Filistinlilerin elindeydi. "
Sayfa 164