Sevmek Mi ? Sevilmek mi ? Bence sevmek bu sorunun cevabı. Ama sözde değil yürekten sevmekte iş bence. Hz Mevlana'nın Şemsi sevmesi gibi , sonbaharda dalından atılmasına rağmen ağaca küsmeyen yaprak gibi , yağan yağmura basmamiza rağmen yağmurum damlasın bize küsmemesi gibi , kâr yağınca açan güneşte eridiğinde kârın güneşe küsmemesi gibi veya dondurma yiyen bir çocuğun eriyip düşün dondurmasına rağmen dondurmaya , düşürmesine rağmen sallıncağa , uçup gitmesine rağmen balona , düşmesine rağmen yürümeye koşmaya küsmemesi gibi sevmeliyiz. Neyi mi ? İnsanlığı , kendimizi hayatımızı yaşadıklarımızı veya yaşıyacaklarimizi ama asıl iş bence kendini kabul edip sevebilmek azizim... Biz kendimizi sevmiyor değer vermiyorken değer görmeyi sevilmeyi mi bekliyoruz ? Sonra mı hüsran veya sonbahar oluyor ... Gülerken yüzümüzde açan çiçeklerimiz soluyor aynı sonbahar misali yavaş yavaş.. önce sarı yapraklar oluyor yüzümüzde takı o yaprakları daldan ayıran esecek o sert rüzgar gelene kadar ... Sonra gözyaşı , hıçkırık ve başkası gelse bile yürüyecek adım atacak kadar yer Kalamış olan kırıklarla dolu kalp kalıyor geriye... Şimdi aynaya dön bak ve yüzleş kendinle eğer geçmişim olmasaydı , ben o hatayı hataları yapmasaydım şimdi bu aynada ki ben olamazdım ... Herşeye her gidene her gelene inat ben benim ben beni böyle seviyorum ... Hüsranı bırak yavaş yavaş ilkbahar alsın yerini... Sonrası mi siz yıkılmadıkça kendinizi sevdikçe sevileceksiniz ve artık sevildiğinizi his ediceksiniz..