Yuân Fên

Yuân Fên
@Gamzelideli
Araftayım... Yusuf gibi karanlık kuyuda , Züleyha gibi utangaçlıkta ama derin bir araftayım ... صمد
Gazeteci
AUZEF / Sosyal Hizmetler
İstanbul
15 Ekim 2000
29 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
BİR ÇİFT KANAT...
BİR ÇİFT KANAT ...? Kuş kadar özgür olsam demiş bir şair . Özgürlük iki kanattan mı ibaret ..? Bir kuş ne kadar uçabilir..? Kanat mı bizi özgür yapan şey ...? Arı da da kanat var fakat iki damla yağmurda uçamaz , kelebekler de de manat var fakat 3 günlük ömrü . Serçe mi ...? Sol gözünden akan bir damla yaş alıyor canını . Bizim kanadımız özgürlüğümüz hangisi ...? Ben ; ben oldukça , sınırlarımı kendim koydukça , hatamla yanlışlımla bana ait oldukça , yüzümde herşeye rağmen sıcacık bir tebessümüm oldukça , kalbimde yar (k.s ) sevgisi eksik olmadıkça , düşüncelerim fikirlerim değiştikçe özgürüm . Özgürlük önce ruhta sonra bedende canlanır yeşerir . Ruhunu sonra da bedenini özgür bırak ....🕊️ ( 15.06.2021 / 1: 57 )
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevmek mi ? Sevilmek mi ?
Sevmek Mi ? Sevilmek mi ? Bence sevmek bu sorunun cevabı. Ama sözde değil yürekten sevmekte iş bence. Hz Mevlana'nın Şemsi sevmesi gibi , sonbaharda dalından atılmasına rağmen ağaca küsmeyen yaprak gibi , yağan yağmura basmamiza rağmen yağmurum damlasın bize küsmemesi gibi , kâr yağınca açan güneşte eridiğinde kârın güneşe küsmemesi gibi veya dondurma yiyen bir çocuğun eriyip düşün dondurmasına rağmen dondurmaya , düşürmesine rağmen sallıncağa , uçup gitmesine rağmen balona , düşmesine rağmen yürümeye koşmaya küsmemesi gibi sevmeliyiz. Neyi mi ? İnsanlığı , kendimizi hayatımızı yaşadıklarımızı veya yaşıyacaklarimizi ama asıl iş bence kendini kabul edip sevebilmek azizim... Biz kendimizi sevmiyor değer vermiyorken değer görmeyi sevilmeyi mi bekliyoruz ? Sonra mı hüsran veya sonbahar oluyor ... Gülerken yüzümüzde açan çiçeklerimiz soluyor aynı sonbahar misali yavaş yavaş.. önce sarı yapraklar oluyor yüzümüzde takı o yaprakları daldan ayıran esecek o sert rüzgar gelene kadar ... Sonra gözyaşı , hıçkırık ve başkası gelse bile yürüyecek adım atacak kadar yer Kalamış olan kırıklarla dolu kalp kalıyor geriye... Şimdi aynaya dön bak ve yüzleş kendinle eğer geçmişim olmasaydı , ben o hatayı hataları yapmasaydım şimdi bu aynada ki ben olamazdım ... Herşeye her gidene her gelene inat ben benim ben beni böyle seviyorum ... Hüsranı bırak yavaş yavaş ilkbahar alsın yerini... Sonrası mi siz yıkılmadıkça kendinizi sevdikçe sevileceksiniz ve artık sevildiğinizi his ediceksiniz..
Haberli , Habersiz Yarı Senli , Yarı Sensiz Gökyüzüm Tamamlar Mısın ?
Biçare ve bir habersizsin ; bana şiirler yazdıran beni şiir yazmaya şair unvanını veren sen . Şiirilerim yazılarımda seni anlattığımdan bihabersin . Kalemimden dökülen inci gibi sözler kelimeler sana ait senindir bir habersizsin . Her mısrada ki nokta misali gizli olan sensin ama sen bundan da bu habersin . Emin ol seni ben böyle sevince daha da güzelsin . Gönüller farklı atar belki sen benim gönlümden de habersizsin.Her bakışımda gözlerine , bir gülüşünde bahara esir olduğumdan bir habersizsin ben size senin sevginden tutsak yaşıyorum biçare... Haberin olur mu ? Ansızın bir gün bana bir " merhaba " der misin benim senin yokluğuna " eyvallah " diyişim gibi . Veya ansızın çal su hayat " denen imtihan dünyasının kapısını ... İmtihnım olucaksın belki olsun bir gülüşünle gelen bahar olsun benimde imtihanım... Bir çift bakışın olsun o güzel imtihanım ama yeter ki haberin olsun... Bir " özledim , seviyorum " diyişini duy benim ... gökyüzünü ver misin bana ? ... Gülüşlerin yıldızım olur . Bakışların yıldırım gibi olsun istersen ama yeter ki gökyüzüm olsun o iki güzel gözlerin bana . Sonsuz bakan sonsuz seven dokunmadan da sevebilen o gözlerin gökyüzüm olsun .... ☺️🌹🌌
Serden geçiliyor da, bir senden vazgeçilmiyor. Kendimden bile geçtim de senden vazgeçemedim. Çünkü analdım rabbim, ben sana geldikçe sen beni koruyorsun. Soruyorlar yare, "dünya nasıl bir yer" diye. Yaren gözlerini kapatıp derin derin nefes alıp veriyor. Sonra gözleri aynı şekilde kapalı iken şöyle diyor "Dünya, nasıl desem ki? Tam çekip gitmelik bir yer" diyor. Yarene tekrar soruyor "nereye gitmelik" yârenin sevdiğine gitmelik" diyor. Rabbim ben sana geldim...🌹
Sen Hangi Mavisin?
Ve gözler uzaklara dalar. Gidilmediği adını bile koyamadığı o uzak diyarları arar gözler."denizin üstünde gökyüzünün bir tık altında ki" o sözün eşliğinde sonsuzluğa dalar gözler. Düşünür kalp ve akıl "mutluluk denen şey orada mı? Ondan mı bu dünya hayatında bize olan imkansızlığı?" Denizin ve gökyüzünün birleştiği o sonsuzluk cevaplar: "mutluluk senin içindedir." Denizin mavisin de boğuluyor iken, gökyüzünün mavisin de huzur buluyor yüreğim. Sen bu mavinin hangi rengindesin? Boğulduğum denizin mavisin de mi?, Yoksa huzur veren gökyüzünün mavisin de mi? Sakın yangın mavisi deme. Ne yüreğimi, ne aklımı nede seni arayan gözlerimi yakacak gücük kalamadı benim. Beni Ahmet Arif'in şiirlerinde ki o yangın mavisin de bul. Müsade et, bende seni bulayım. Müsade et, senin yüreğinin diyarında kaybolsun yüreğim. Boğulacaksam dünya hayatında, deniz derinliğin de bakan gözlerinde boğulayım. Derin bakan gözlerim, huzur bulacaksa eğer senin yüreğinin gökyüzünde huzur bulsun...💙🌊🌌 Ya sen beni bul Ahmet Arif'in Yangın Mavisin de yanalım. Yada müsade et ben seni bulayım. Mecnun gibi diyarların da kaybolayım