BİLGİN

BİLGİN
@GanjNehri
kitapları konuşalım,ülkemizi konuşalım,varsa önerileriniz alayım ne olursa olsun,sadece takipçi sayısı arttırmak için eklemeyin lütfen,birbirimize katkımız olsun, ( zihin kalp ruh kitap doğa çay)
Yönetici( mdr yardımcısı)
Yüksek lisans
21 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Bir çay, bir yağmur,bir yalnizlik
Yağmur bazen sadece su değildir, insanın içine düşen, geçmişin tozunu kaldıran, kalbin en kuytu yerlerini ıslatan bir hatıradır. Gökyüzü sanki susmuş da konuşmayı damlalara bırakmıştır. her damla bir cümle, her serinlik bir itiraf gibi. Yağmurda yürümek. İliklerine kadar ıslanmak. Kaçmamak .saklanmamak. Sanki hayatın bütün yükünü omuzlarından bırakıp ,ne olacaksa olsun,demek gibi. Üstündeki her damla, içindeki fazlalıkları da alıp götürür. İnsan bir anlığına çocuk olur, özgür olur. hatta biraz da kırık. Sonra eve girersin. Üstünden akan suyla birlikte sanki günün ağırlığı da akıp gider. Ilık bir duş. omuzlarına değen su, yağmurun devamı gibi. ama bu sefer daha şefkatli, daha sarıp sarmalayan. Duştan sonra, Bir çay Elinde bir kitap, ama aslında okuduğun şey satırlar değil; kendi içindir. Cam kenarına oturursun, yağmur hâlâ oradadır. Camdan süzülen damlalar yarışır, hangisi önce düşecek diye, sen de hayatındaki şeyleri düşünürsün; kim kalacak, kim gidecek. İşte o an. En derin huzur oradadır. Yağmur romantizmdir ama gösterişli değil. sessiz bir romantizm. Bağırmaz, hissettirir. Dokunmaz, içinden geçer. Bazen yanında biri olur, konuşmazsınız bile. Sadece aynı yağmuru izlemek yetiyordur. Çünkü bazı duygular kelimeyi sevmez sadece hissedilmek ister. Ve en güzeli şu, Yağmur kimseyi ayırmaz Zengini de ıslatır, yoksulu da, öğretmeni de, bakkalı da Seveni de, kırılanı da, Belki de bu yüzden yağmur, en çok kalbi olanlara yakışır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
SARİLMAK KALPTEN,engellemekten daha çok huzur verir
Bayram dediğin, sadece takvimde bir gün değil; insanın içindeki iyiliğin, merhametin ve hatırlamanın kapısını aralayan bir zamandır. O kapı açıldığında önce çocuklar koşar içeri. Gözlerinde ışık, ceplerinde şeker değil,umut taşırlar. Bir kapıyı çalmanın heyecanı, bir el öpmenin utangaçlığı, bir tebessümün sıcaklığı. Bayram en çok onların kalbine yakışır. Sonra anneler gelir. Sessiz kahramanlar. Sabahın ilk ışığında mutfağı berekete çeviren, sofraya sadece yemek değil; emek, sabır ve sevgi koyan anneler. Ellerinde hamur kokusu, yüreklerinde dua. Babalar ise bir köşe başında dimdik durur; belki yorgun, belki düşünceli ama her bayramda çocuklarının gözünde bir dağ gibi güven veren. Kadınlar. Bayramın zarafetidir. Evin düzeni, sofranın estetiği, gönlün inceliğidir. Bir araya geldiklerinde sadece sohbet etmezler; kırgınlıkları onarır, küskünlükleri unuttururlar. Çünkü bayram, barışın en sade ama en güçlü halidir. Ve bayram. aslında biraz da ,geri dönmektir,Kendine, ailene, toprağa. Toprağa dokunmaktır mesela; bir fidan dikmek, ben bu dünyaya sadece yaşamak için değil, yaşatmak için geldim,demektir. Bir ağacın köküne su verirken, aslında kendi kalbine merhamet ekmektir. Bayramda doğayı ziyaret etmek; kuşlara, ağaçlara, rüzgâra selam vermek ,insanın unuttuğu özünü hatırlamasıdır. Temizlik sadece evde yapılmaz bayramda.Kalpte de yapılır. Kırgınlıklar süpürülür, küslükler silinir, gönüller ferahlatılır. Çünkü gerçek bayram; affedebildiğin, sarılabildiğin ve içten gel diyebildiğin an başlar. Bayram, sağlıktır aslında, Bir büyüğün elini tutabilmek, bir çocuğun kahkahasını duyabilmek, bir annenin duasını alabilmek, Bunlar en büyük zenginliktir. Ve insan o gün anlar: En kıymetli şey ne para, ne mal,Sadece birlikte olabilmek. Bayram çocukların neşesi, annelerin duası, babaların
BAYRAM"a hüzünlü girmek
Bu sabah mutlu uyanmıştım, uzun zamandır böyle huzurlu değildim, yorgundum ,bedenen ve ruhen,bir dakika ile kaçırdım treni,mesaja yanıt veremedim ve yine ruhum yorgun düştü
ANZAK ANNELERİNE ( Mektup)
Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Bu sözler, 1934 yılında söylenmiş ve özellikle Çanakkale’deki Anzak askerlerinin annelerine yönelik büyük bir merhamet ve barış mesajı olarak tarihe geçmiştir. Savaştan sonra bile düşman askerlerini “bizim evlatlarımız” diye anması, Atatürk’ün büyüklüğünü ve insanlığa verdiği değeri gösterir. İşte bu yüzden baba, Atatürk sadece büyük bir komutan değil; aynı zamanda büyük bir vicdan ve barış insanıdır.
Çiçek sevenler ( su hayattır)
Atamız,için çiçekler sadece süs değil, medeniyetin ve zarafetin simgesiydi. Doğaya ve estetiğe büyük önem verir, tıpkı kadınlara verdiği değer gibi,onlarda çiçekten bir parça derdi.bulunduğu mekânların düzenli, bakımlı ve çiçeklerle bezenmiş olmasını isterdi. Çünkü ona göre bir toplumun gelişmişliği, çevresine verdiği değerle de ölçülürdü. Atatürk, doğayı seven, ağaçlandırma çalışmalarını destekleyen ve yeşile önem veren bir liderdi. Çiçekler onun gözünde inceliği, umudu ve yaşam sevgisini temsil ederdi. Savaşların içinden çıkan bir lider olarak, hayatın güzelliğini ve barışın kıymetini en sade haliyle doğada görürdü.