Tuğrul Ünlütürk

Tuğrul Ünlütürk
@Gariban421
Reklam
Gerçekten iyi miyiz?
Önceleri ona tam anlamıyla olanaksızmış gibi görünen şeyin, hayatını yaşaması gerektiği gibi yaşamadığının belki de gerçek olduğu düşüncesi gelmişti aklına birden. En üst düzey insanların iyi saydıkları şeylere karşı savaşmaya belli belirsiz yeltenişleri, hemen bıraktığı o yeltenişleri... tümü gerçek, geri kalan her şey yanlış olabilir miydi? Görevi de kurduğu hayat da, ailesi de, toplumsal görüşleri de, yaptığı her şey yapması gereken şeyler olmayabilir miydi yoksa?
Sayfa 89 - İvan İlyiç
Alıntı
İvan İlyiç Ölümle Yüzleşiyor
Hastalığının nasıl ilerlediğinin, büyüdüğünün anısı. Yine öyle, geriye gittikçe hayat artıyordu. Hayatta iyi daha çok şeyler oluyordu, hayatın kendi de daha çoktu. İkisi birbirine karışıyordu sonra. Düşünüyordu Ivan İlyiç "Acılar giderek daha dayanılmaz oldukça hayatın kendi de giderek kötüleşiyor, kötüleşiyor." Arkada, hayatının başlangıcında aydınlık bir nokta vardı, sonra hep karanlık, daha karanlık, her şey daha dızlı, daha hızlı. " Ölüme yakınlıkla orantılı bir hızlanış, artış..." diye geçirdi İvan İlyiç. Sonra, büyüyen bir hızla aşağı düşen bir taşın hayali düştü ruhuna. Hayat, büyüyen bir sürü acı her an daha da hızlanarak sona doğru uçuyordu. "Uçuyorum..." Ürperiyordu İvan İlyiç, kıpırdıyordu yattığı yerde, karşı durmak istiyordu. Ama karşı koymanın bir şeye yaramayacağını biliyordu artık. Sonra önündekine bakmadan edemiyor, bakmaktan yorulmuş gözlerle kanepenin arkalığına bakıyor, o korkunç düşüşü, vuruşu, parçalanışı bekliyordu. "Karşı durmak olanaksız diye geçiriyordu" içinden.
Sayfa -1 - İvan İlyiç
Alıntı
Reklam