GbO

GbO
@GbO41
Ben hiç prenses olmadım ama hikayem'de kötü krallar ve kraliçeler vardı.
Yazar 'mış
Sosyoloji
Deutschland
Izmit
72 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Süveydası dolmuş içimin, geceme taşar, Günüme akmasından korkarım. Dilim varmaz derdime, kalbim susar, Zira söylesem, kendime yabancıyım Bu sessizlik, Bir gün adını haykırır diye korkarım. #1000kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ödeştik sayıyorum Artell, ödeştik seninle. Sen sevgisizliğine hapsederken ben sana kocaman bir ihanet bıraktım giderken. Cehennemin kapıları hala sonuna kadar açık. Artık kim daha çok kaybetti farkeder mi?
Hangimizin ihaneti daha büyüktü? Ya da ilk? Daha haklı? Daha acıtan? #1000kitap
Beni unutmuştu. Anımsamıyordu şarkımızı bile. Ama sonra nedenini anlamadığım bir şekilde "merak ettim seni" dedi. Sustum, sonra susmak daha hafifletici hissettirdiği için susmaya devam ettim. Belki de artık insan yükleri gibi kelimeleri de ben taşımak istemiyordum. Herkes kendi kelimelerinin, cümlelerinin sorumluluğunu almalıydı değil mi? #1000kitap
Cennetimi Ararken
Bütün gerçeklikler elimden birer birer uçup gitmişti. Tutunabildiğim. Artık kendi kendimi acıtabilmeyi, kanatabilmeyi ve kirletebilmeyi ustalıkla öğrenmiştim. Kendimi o en dip karanlığa batırmayı… Ah orda kendime acımam, en çok bu kısımda haz alıyordum. Orada nefes almayı bile mümkğn kılmıştı kendimi aldatabilme yeteneğim. Bana sorduklarında ne diyecektim son sözlerimde? “Beni siz öldürdünüz” mü? Celladımın kendim olduğunu bile bile… Belki de bu, benim hayata ve insanlara karşı manifestomdu: Bir kadın öyle değil, böyle yok edilir. Böyle parçalanır. Kahretsin herkes o kadar berbat ve beceriksizki bunu da benim yapmam gerekiyordu. Zaten hep böyle olmamış mıydı? Hayatta kalmayı da, taşımayı da, susmayı da ben kendi kendime öğrenmemiş miydim? Tüm planlamaları. Beni kırıp dökebilmeleri için, yavaş yavaş öldürmeleri için şu aptal ben değilmiydim kendimi altın tepsi de onlara sunan? Öyleyse neden yok oluşumun inşası da benim ellerimden çıkmasındı? Olan bu değilmi? Tükeniyorum, tok oluyorum, Ahlak, yasa, kural, masumiyet adına ne varsa hepsini ayaklarımın altında ezen, ellerimle öfkeli bir şekilsizlükle ben yoğurmadımmı? Ama yine de… Tüm bu savaşsızlığın içinde, ruhumla oyun oynayan şeytanları izlerken, cılız bir ihtimal dolaşıyordu aklımda. Belki de Sevda’nın yeniden doğabilmesi için bugün ölmesi gerekiyordu. Belki dönüşüm gerçekten böyle bir şeydi. Sonra kabuk değiştiren böcekleri düşündüm. Acının evrilişindeki o masum kelebekleri… Bu mümkün olabilir miydi? Yeterince tüketebilirsem kendimi, yeterince kirlenebilirsem… Ruhumu öldürebilirsem, kalbimi susturabilirsem… Yeniden doğabilir miydim? Bu ihtimal; kirlenmiş bedenimde, balçıklaşmış ruhumda ne kadar eğreti dursa da… Yine de bu ihtimal cüzzamlı yaralarımın arasından sızan küçücük bir ışık gibi umutlu geldi