“Bugün günlerden ne, anne?
Bilmiyorum.
Zaman benden çekildi sanki;
ne akrep kaldı, ne yelkovan.
Ben artık saatle değil,
yokluğunla ölçüyorum vakti.
Anne, neden aydınlanıyor karanlığım?
Karanlık bir sığınakken
neden perde aralanıyor
ve âlem yeniden görünür oluyor?
Oysa sen derdin,
‘İnsan uyurken masumdur,’ diye.
Demek ki masumiyet,
uykuya yakın bir hâlmiş.
Neden uyanır insan, anne?
Neden uyanır da
zulmünü yanına alır?
Uyanış niçin hep merhamete değil de
hükmetmeye olur?
Anne! Babamada kızgınım artık.
Gidişinle anladım;
babam bir emanetmiş bana.
Onu özlediğimi bile unutacak kadar
bu dünyaya dağıldım.
Hatırladığım anlar bile
elimden alınıyor onunla
Ve sen
Hep senleyiz ve...
O ise biraz ötede duruyor sanki;
zamandan arta kalan bir yerden