Oysa artık bir limana sürüklenmek istiyorum, Deniz. Kök salmak istiyorum. Bir yerde ya da birinin yanında biraz olsun kalabileceğime inanmak istiyorum. En azından kafamın içinde bazı şeylerin akmadan öyle kalabildiği, dışarıda değişen son sürat manzaraya inat, içeride, bazen çok derinde, kaçıp sakinlediğim bir bahçe bulmak istiyorum. Zamanın gülünç bir detaya dönüştüğü o bahçede, ağaçların bilgeliğine falan ulaşmak istiyorum. Kayaların, dağların, denizlerin ne olsa sarsılmayacak gibi görünen bütünlüğüne kavuşmak.
"Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor."
"Sevgilim,
bilirsin,
Kuşlar insanlara yakın yerlere konarlar
eğer kargalar,
kırlangıç kuşlarını rahatsız ederse,
pınarların başına konan ürkek serçe kuşlarına sor beni.
Eğer rahatsız olmazlarsa
Mamikiye(Dersim) nehrinin tersine uçan
kaya kartallarının döndüğü yere bak...
orada
çölün yalnızlığı gibi
tek duran,
esen rüzgarların yaladığı
ve
yalnız kalmış uçurum gediğini göreceksin...
yüreğimin ekini
dizlerimin feri
sana kavusma özlemim
sabırsız bir ırmak gibi çağlıyor
bekletme beni!
bu gece de benim için kirpiklerine uyku inmesin
ikrarla..."