Ölüme “ göçüp gitmek” diyen ya da “ huzur içinde” öldüğünü düşünen her kimse, diye düşünüyor Eliza, hiç ölüm görmemiştir. Ölüm vahşi bir şey, bir savaş. Vücut duvarı tutunan sarmaşık gibi hayata yapışıyor ve onu kolay kolay bırakmıyor, bırakmamak için savaş veriyor. 
Kendi içinde de bitkiler eşzamanlı, uyumlu bir hareket, bir akım, dalga ya da gelgit olduğunu, kanın ondan karnındaki çocuğa aktığını hissediyor. Bir hayatı bırakıyor; yeni bir hayata başlıyor.