Emma Goldman'a göre, özgürleşme kadının kendisinden gelmelidir:
Birincisi, kendini bir seks nesnesi olarak değil, bir kişilik olarak göstererek. İkincisi, hiç kimseye bedeni üzerinde hak iddia etme hakkını tanımayarak; kendisi istemediği sürece çocuk doğurmayı reddederek; yaşamını daha yalın ama daha anlamlı ve daha zengin kılarak Tanrı'ya, topluma, kocasına, aileye ve benzerlerine hizmetkâr olmayı reddederek. Yani, tüm karmaşıklığıyla yaşamın anlamını ve özünü öğrenmeye çalışarak, kendisini insanların ne düşündüğü ve insanlar tarafından lanetlenme korkusundan kurtararak. Kadınları özgürleştirecek olan ancak ve ancak budur, oy sandığı değil...