Ölüm karşısında
hınçların şiddetini ve zehrini yitirmesi beklenir, buna karşın nasırlaşmış kinlerin hiç
eskimediği ve bunun kanıtlarına edebiyatta ve yaşamda bol bol rastlandığı ileri sürülür ki
bu da doğrudur, ama bu durumda, doğrusunu söylemek gerekirse, aslında hınç söz
konusu olmadığı gibi, nasırlaşmış kin hiç söz konusu değildi, çünkü bir arabanın
çalınmasının, o arabayı çalmış olan ölü karşısında ne ağırlığı olabilir ki, özellikle de o ölü
acınacak bir durumdaysa, çünkü o yüzde ne burun ne ağız kaldığını görebilmek için,
insanın gözünün ille de görmesi gerekmez.
....bu
koşullarda en küçük bir kaza felakete dönüşebilir, onlar da olasılıkla bunu bekliyorlar, yani
hepimizin burada teker teker ölmemizi, yılan ölürse zehir de ölür.
"....kesin yargılara
varma eğilimimizi frenlemeye itiyor bizi ve bu eğilim, kendimizi her konuda gereğinden
çok yeterli görmemiz yüzünden, bizim belki de kurtulmayı hiç başaramayacağımız bir
kusur oluşturuyor."