Evde bilgisayar olması, bilgiye ve araştırmaya önem vermenin göstergesi kabul ediliyordu. Başta arama motorları olmak üzere çeşitli araçlardan ve bilgi kaynaklarından hep olumlu şekilde söz ediliyordu. Ama geçen yıl ünversitede, bu konuyla ilgili bir sohbet sırasında, hocalardan biri kaygılarını dile getirmişti. "Göreceksiniz" demişti, "en geç on yıl içinde, yeni yetişenler, insanlığın ulaştığı arama ve düşünme düzeyinin gerisinde kalacaklar. Matbaadan önceki kitapsız dünyanın söylenti ve dedikodu özellikleri geri dönecek.
Evde bilgisayar olması, bilgiye ve araştırmaya önem vermenin göstergesi kabul ediliyordu. Başta arama motorları olmak üzere çeşitli araçlardan ve bilgi kaynaklarından hep olumlu şekilde söz ediliyordu. Ama geçen yıl ünversitede, bu konuyla ilgili bir sohbet sırasında, hocalardan biri kaygılarını dile getirmişti. "Göreceksiniz" demişti, "en geç on yıl içinde, yeni yetişenler, insanlığın ulaştığı arama ve düşünme düzeyinin gerisinde kalacaklar. Matbaadan önceki kitapsız dünyanın söylenti ve dedikodu özellikleri geri dönecek.
Güzel sözlerin insanlar üzerindeki etkisi büyük oluyordu ama bu düşünceleri salonun dışına taşımıyorlardı. Her türlü ayrımcılığı yapan insanlar konferansta bu güzel sözleri alkışlamakta sakınca görmüyorlardı. Biraz sonra olağan hayatlarına geri döndüklerinde, gene "insana insan olarak bakmayacaklar", her türlü ayrımcılık ve nefreti körükleyeceklerdi.
Eğer bir gün bu önyargı kelimeleri, yani Avrupa dillerindeki barbar, Japon dilindeki gaijin, Müslümanlardaki kafir, Almanlardaki Ari olmayan gibi önyargı sıfatlarını kaldırabilirsek, amacımıza ulaşabiliriz. Amaç nedir derseniz, bence tam olarak şudur: İnsanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği; din, milliyet, cinsiyyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı.