Yukarı mahallelere yük taşıyan eşekleri hatırlıyor musun, hani dik yokuş sokaklar araba giremeyecek kadar dar olduğu için kullanılan eşekleri. Geçenlerde belediye onları kadrolu yaptı, iyi mi! Eşekler belediye çalışanı oldular ama bu kadro, o zavallı hayvanların yara bere içinde, hasta, zayıf, yorgun mahluklar olmasının önüne geçmedi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Arapça, Türkçe, Kürtçe, “Kalk Hüseyin kalk, nedir bu uyku, bu derin uyku / Atın ahırda bağlı kaldı / Kuzuların sahipsiz kaldı / Matem bizden uzak olsun / Kalk Hüseyin kalk, nedir bu uyku” diye bağırırken bitiştirdikleri ellerini kalplerinin üstüne, kafalarına, göğüslerine ritmik bir biçimde vuruyorlardı. Yüzlerinde, ellerinde mor dövmeler vardı, çoğu kadının alt dudağı mosmordu. Peygamberin kızı Fatima’yı bir kölenin ısırdığına, bu kutsal insanın alt dudağını yaraladığına inanıyorlardı, bu yüzden hepsi alt dudaklarını dövmeyle morartmıştı.
Çarşıda, okulda, kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, Mecusi, Zerdüşti, herkesin ahbaplık ettiği, birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri... Ama şimdi iyice içine kapanmış, sertleşmiş öfkeli bir İslam’ın gölgesi altında kararan bir şehir.