"Fakat kendime güvenim yok."
"Neden?"
"Benim sanırım kendim diyebileceğim bir şey yok. İşte bu, diyebileceğim bir kişiliğim olmadığı gibi, canlı renklerim de yok. Çıkartıp kendimden verebileceğim tek bir şeyim bile yok. Bu beni çok eskiden beri bunaltan bir sorundu. Kendimi hep içi boş bir kap gibi gördüm. Kap olarak kendime göre bir şekil sahibi olabilirim, ama doğru dürüst bir içerik yok. Kendimi ona uygun bir insan olarak göremiyorum bir türlü. Zaman geçtikçe Sara beni daha yakından tanır ve hayal kırıklığına uğrar, sonra da benden uzaklaşıverir herhalde, böyle düşünüyorum."
...
"Diyelim sen gerçekten içi boş bir kapsın. Ne çıkar bundan?" dedi Ely. "Eğer öyle olsa bile, sen çok hoş, insanın yüreğini çelen bir kapsın. Kendisinin ne olduğunu gerçekte hiç kimse bilmez. Sence de öyle değil mi? Öyleyse sen de sonuna kadar, şekli muhteşem bir kap olarak kalırsın. Birilerinin kendini tutamayarak içine bir şeyler koymak isteyeceği, herkesin hoşlanacağı bir kap."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine bir yaradan diğerine derin yaralar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi.