Kitap fazlasıyla akıcı, başarılı ve dinamik. Tam anlamıyla harika bir otobiyografi olmuş. Dönemini sadece tarihsel süreçleri yansıtarak anlatmıyor, üslubuyla da hayran bırakıyor.
Kitaptan alıntı yapamadım çünkü kitabın tamamını yazmam gerekebilirdi.
Ahmet Ümit’in en başarısız kitabı olabilir. Küçük küçük hikayelerden oluşan bu kitap yazar için inanılmaz amatörce olmuş. Kitabın adı ilk hikayenin adı aslında , kitabın kalanı alakasız. Komiserin anıları gibi bir şey olsaymış daha doğru dururmuş.
Canterbury Hikayeleri’ni yazan Geoffrey Chaucer, on dördüncü yüzyıl Londra’sının eksiksiz bir temsilcisiydi.Sarayda tanıdık bir yüzdü, tam üç kral ve iki prense kraliyet hizmetlisi olarak hizmet verdi. Ortaçağ İngiltere’sini en canlı, en başarılı şekilde ortaya koyan şiirleri yazmayı başardı. Elbette en çok Canterbury Hikayeleri’yle tanınır.Bir de ilk modern İngiliz romanı olarak tanımlanmayı hak eden Troilus ile Cressida’yı yazmıştır. Chaucer’ın büyük İngiliz geleneğinin başında ya da kaynağında durduğu söylenebilir.G.K. Chesterton bir keresinde “Chaucer’ın daha İngiltere var olmadan şüphe götürmez şekilde İngiliz olmasını” olağanüstü bulduğunu yazmıştır.
Kitap çok başarılı bir klasik olmakla birlikte Mavi Çatı Yayınları pişmanlıktır. Korkunç yazım hataları var.Tüm kitap boyunca harf hatalarıyla boğuşuyorsunuz.