Neresidir vatan? Çocukluk mu? Sevdiğimiz yerler mi? Yoksa özgürlük mü?
Kadın olmak ne kadar zor bu dünyada. Aşağılanan, hor görülen, zulm edilen olmak zorunda mı kadın? Erkil düzene baş kaldırınca cezalandırılmalı mı?
Afganistan kadınların adının olmadığı, doğduğu an sevilmediği, ötekileştirilen, herkesin istediği gibi yönetmeye çalıştığı, özgürlüğün olmadığı, kadının adının olmadığı korkunç bir coğrafya. Tüm kadınların özgür olabildiği bir dünya mümkün ve olmalı…
Defalarca elime alıp 30 sayfa 40 sayfa okuyup bıraktım. En son dedim ki bu böyle olmaz ya bitecek ya bitecek beni en zorlayanın dağınık bir zihin olmadığını biliyordum çünkü beni zorlayan sade bir Türkçe ile yazılmamış olmasıydı. Bitti evet Hayri İrdal hikayesine sondan başladı ne oldu yaa derken içeriye girdikçe özellikle ikinci bölümde tamamen çözüldü okuma hevesim sonra bitti bir şekilde ama bu kitap günlerce sürünecek bir kitap değil önce bunu kabullenmeli sonra birde sözlük eklenmeli yanına benim gibi karakterleri unutmamak için ufak notlar da alabilirsiniz kim kimdi dememek için :)
Gelelim asıl hikayeye Hayri İrdal ve Halit Ayarcı bir ütopik enstitü kuruyorlar S.A.E. Hayri İrdal hem bir garip ikinci eş hem memnuniyetsiz insanlar arasında harap düştü kimseyi memnun edemedi edemezdi de zaten. İnsan bu efendi öyle memnun olur mu her şeyden? Halit Ayarcı da tam bir ayar insanı sürekli birilerine ayar vereyim hallederiz efendim peki sonra? Yarıda bırakılır mı dost bildiğin? Bırakılır efendim kişisel çıkarlar içinde herkes bırakılabilir kimseye güvenmeyeceksin. Velhasıl kelam Hayri bey bir işe yaradığını, sayın olduğunu, bey olduğunu kıymetli olduğunu da bir süre tatmış oldu. Wohaa çok iyi diyemedim ben sizi bilmem ama yordu beni be, neyseki bitti o değil de iyi ki bitti :)