Efendimizin (s.a.s.) haber verdiği üzere helak olan yarıncıların (her işi yarına bırakanların) bir kısmı, hayatlarını bir oyun ve eğlence olarak görüp, hiçbir ciddi amaç peşinde koşmayan, oyalanmacılardır. Bol zamanları olduğunu düşünüp, dünyevi-uhrevi hiçbir hedef için ciddi bir uğraşı içine girmezler. Sadece işlerini değil, aslında büsbütün hayatı ertelerler.
Öncelikle belirtmek isterim ki; zaman ve enerjimizi doğru yönetmeyi engelleyen sebeplerin başında, her konuda kusursuz olma çabası geliyor. Sıradan işlerin dahi ritüellere bağlanması, bir fincan kahve içmenin seremoniye dönüşmesi, misafir ağırlamanın abartılması gibi görece önemsiz işlere ayırdığımız vakitler, zorunlu ödevlerimizin gerektirdiği zamandan çalarak, işlerimizin dengesini bozuyor.
Bu durumda temel problem, ertelemekten çok, sorumluluklarımızdan bazılarını, diğerlerine zaman ve enerji kalmayacak şekilde şişirmek ve kaçınılmaz olarak işlerin bazısını ertelemektir.
Mükemmel olma
isteği ile kemâle
erme arzusu
birbirine karıştırılmamalıdır.
Kemâl duygusu
insanda fıtrîdir.
Mükemmel olma
isteği ise öğrenilmiş
kusurlarımızın
başında gelir.
Kişi "Ne yapmalıyım ve bunu nasıl yapacağım?" sorularının cevabını bildiği halde işe girişmiyorsa, konu irademizle ilgilidir. İrade meselesini ele alan psikolog ve beyin bilimciler, iradenin de aynen kaslar gibi egzersizle güçlendirilebileceğini ve burada anahtar kelimenin "tekrar" olduğunu söylüyorlar. Kısaca bir davranışın alışkanlık haline gelip kendiliğinden, kolay bir şekilde yerine getirilmesi için (ki buna ahlâk diyoruz) tekrar yoluyla güçlendirilmesi gerekiyor.
İrade eğitimi üzerine yazanlar, her gün küçük de olsa kararlar almamızı ve bunu, o gün içinde mutlaka uygulamamızı da söylüyorlar. Buradan yola çıkarak, iradesi zayıf birinin, söz gelimi
"bundan sonra namazımı geçirmeyeceğim" gibi fazla uzun süreli bir söz vermek yerine, “bugün bir namazımı geçirmeyeceğim" veya "bugün namazlarımı bütün sünnet
ve tesbihatları ile ifa edeceğim" gibi
günlük kararlar alması, çok işe yarayabilir. Yalnız bu kararın sabah 10.00 gibi değil, bir gün önceden alınması gerekir. İslam'da yeni günün akşam namazı vaktinde giriyor olması da bu açıdan son derece manidardır. Yani yatmadan önce gününüz başlamıştır ve yeni günü planlamanın vakti, tam da akşam namazı vaktidir.