“Herkesin…hazır bulduğu gün…” İnsanın her yaptığından veya her söylediğinden nefsinde bir iz kalır, nefsi bununla şekillenir. Bu davranış ve söz tekrarlandıkça bu şekil ve iz köklü bir melekeye dönüşür. Aynı şekilde semavi nefislerin sayfalarına da işler. Ama insan maddi meşgaleler, vehmi ve hayali idrakler aracılığıyla nefsinin şekilleri ve nakışlarıyla o kadar meşguldür ki bunları düşünecek vakit bulamaz. Nefsi bedeninden ayrılınca, nefsinin şekil ve nakışlarından kendisini alıkoyacak bir meşgalesi kalmayınca işlediği hayır ve şer cinsinden her şeyi karşısında hazır bulur. Yapıp ettiklerinin şer olduğunu görünce, kendisiyle bu gün veya işledikleri bu ameller arasında uzaklık olmasını temenni eder, çünkü bu amellerle azap görür. Bu şekil ve nakışlar kökleşmişlerse nefsinin sureti haline gelir. Değilse, miktarları ve tekrarlanışları oranında azap görür.