"Bir yargıcın yalnız resmi görevini yaparak karşısındaki suçsuz bir adamın kişiliğiyle zerrece ilgilenmeden hüküm vermesi, onun elinden bütün haklarını alıp ömür boyu hapse tıkması için az bir zaman yeterlidir. Yeteri kadar zamanı olup asıl yapması gerekeni şöyle bir düşünse resmi görevini yaparken ödenen aylık karşılığında dava konusunu dikkatlice incelese sorunu kolayca çözecektir. Bir kez yanlış hüküm verildi mi, artık her şey bitmiştir; ondan sonra demir yolundan iki yüz kilometre uzaktaki, sokakları çamurdan geçilmez kasaba bozuntusunda adalet aramak, hakkını savunmak için çırpın dur! Üstelik toplum her türlü şiddeti, zorbalığı en akıllıca, en işe yarar davranış saydığına; bütün barışçıl çabalar, mahkemelerin aklama kararları, halkın homurdanması, kin duygularının kabarmasına yettiğine göre adaletin sağlanacağını düşünmek biraz gülünç kaçmaz mı?"