Tutamadık sımsıkı tuttuğumuz gururumuz gibi aşkın eteğini. Ayın şavkı bile inatla karanlığı delerken, biz sökemedik gurur denen o önyargının zifiri sisini.
Mutluluğun adı bu muydu? Ya da mutluluk böyle bir şey miydi? Gözlerinde ömrünü tutsak etmek miydi? Tarifi yoktu, ya da lisanı... Mutluluk anlatılmıyor, yaşanıyordu.