Bu kadının deli olduğunu bütün dünya biliyordu. Hem de zırdeli! Ama kendi mutsuzluğu içinde kendini mutlu hissettiği de kesindi; çünkü hep gülümserken, şarkı söylerken görülürdü.
İlk kitabın kaldığı yerden devam ediyor fakat bir farkla; ilk kitapta biyoloğun gözünden dinlediğimiz X Bölgesi hikayesi artık Jhon Rodriguez'in Southern Reach tesisini araştırırken yaşadıklarını anlatıyor. 12. keşif ekibinin ardından tesise gönderilen Jhon bazı sorulara yanıt arıyor. İlk kitapta aklımıza takılan sorulara kısmen cevaplar bulabiliyoruz bu kitapta ama asla tam açıklayıcı net cevaplar yok. Daha çok soruyla bitireceğiniz bir kitap olacağına emin olabilirsiniz. Anlatım tarzı, karakterler, olayın geçtiği mekan tamamen farklı, bir yandan da aslında hepsi tanıdık mekanlar. Asla X Bölgesinin içinde değil ama X Bölgesi dışında olduğunu da söyleyemeyeceğiniz yerler. Ben keyifle ve merakla okudum. İlk kitabı okuduysanız ikinci kitabında okunmaya değer olduğunu söyleyebilirim. Gizemlerin serinin son kitabında çözülmesi dileğiyle.
Keyifli okumalar.
Chicão, şu beyaz, zararsız tuzun insanlara neler yaptığını düşündü. Tuz cüzamı! Yaratıkların en üstünü insan, burada diri diri çürüyor, arıtılmamış tuzla içli dışlı oldu mu, kurutulmuş et gibi dağılıyordu. İnsan pastırması. Çürüme. Tuz cüzamı. Maxixe.
Okul mu? Hayır! Yaşadığı sürece özgür bir erkek olarak kalmak istiyordu, şimdi çocukken nasıl özgürse öyle. Çok yukarılardaki sıra dağların kayalıklı yamaçlarına yetişen ve hep yeşil kalan, ne yağmurun ne de güneşin bozabildiği kayalık kaktüsleri gibi bağımsız.
"Ben yalnız sayıları öğrenmek istiyorum. Sayabilmem için. Bana öğretir misin?"
"Neden ille de sayıları? Okumayı öğrenmeden sayılar öğrenilmez."
"Ama ben öyle istiyorum."
"Saymayı bilmenin yararı ne?"
"Para nasıl sayılır bileyim diye."