"Gücüm tükenmişti. Sesim çıkmıyordu. Çıksa, Ali' ye, sakla beni. Al. Bağrına sar. Teninle kaynaştır. Koynunda unut beni. Göğsünde fazladan bir kemik olayım. Madem bu dünyadan topuklamak istiyorsun, beni de al, beraber ölelim. Ölüp çürüyelim. Herkes canlı canlı çürürken biz ölüp çürüyelim. Toprak olalım. Toprak olunca hiç doğmamış gibi olalım.."
"Selda kendini düşündü, benim neyim var hayatta?
Hiçbir şeyi yoktu. Kalbini yokladı, kimi sevdim? Boş buldu içini. Boş, çorak, ıssız. Harabe bile yoktu içinde.
Sevmekten korkmuştu. Bu da bir tür tembellik iște. Hep, ayrılacak olursa fazla acı çekmeyeceği kişilerle soluk, tatsız aşklar yaşamıştı. Neden? İnsan aşktan neden korkar?"
"Büyük çoğunluğu hayatın kıyısında, kendine çok küçük bir yer tutarak yaşamaya çalışıyordu, küçücük bir yer, hayatta kalmak için. Sonuçta amaç iyi yaşamak mıydı? İyi yaşayan mı kârlıydı? İyi yaşamak, hayattan daha fazla tat almak için her şey yapılabilir miydi? Yoksa sıkıntılı olsa da değerlerine titizlenilen bir hayat mıydı doğru olan?"