Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mülkiyet bir şairi Karun'da yapar, dilenci de ; onu onurlandırıp övecek olan yalnızca eşitliktir. Eşitlik ne mi yapar? Şarkı söyleyen ile onu dinleyenin haklarını düzenler. ...
Dinleyici de, şarkıcı da hizmeti satmakta ve almakta özgürdürler. Bu noktadan itibaren iki tarafın da yüksekten atması boşa gider, çünkü birinin dizelerine, öbürünü keyfine yüksek paha biçmesi sözleşmeyi zerre kadar etkilemez. Ürünü değerlendirirken artık yeteneğe değil, ortaya koyulan ürünün kendisine bakılmaktadır çünkü.
Homeros dizelerini söylesin ben de bu yüce dehayı dinleyeyim. Basit bir çoban, naçiz bir ırgat olan ben Homeros'a kıyasla hiçbir şeyim. Gerçekten de işler kıyaslanacak olursa bir İlyada karşısında benim ürettiğim fasulye, peynir nedir ki? Fakat Homeros o benzersiz şiirleri karşılığında sahip olduklarımı elimden almaya, beni kölesi yapmaya kalkarsa memnuniyetle dizelerinden vazgeçer, kendisine hoşçakal derim. İlyada olmadan da yapabilirim ve eğer gerekirse Aeneis'in yazılmasını bekleyebilirim. Fakat Homeros benim ürettiklerim olmadan yirmi dört saatini geçiremez. Bu yüzden benim kendisine sunduğum çoban armağanımı kabul etsin, onun şiirleri de beni yüreklendirip teselli etsin.
Bir somun ekmek pişirip de bir lokmasını yiyebilen, saray inşa edip de ahırda yatan, lüks kumaşlar dokuyup da paçavralar giyen, her şeyi üretip de her şeyden mahrum kalan uygarlaşmış işçi, özgür değildir. Hizmet ve yevmiye değiştokuşunda işçinin ortağı olmayan patron onun düşmanıdır.
Toprağa kira veren köylü, yol vergisi, tuz vergisi, patent parası, lisans ücreti, personel ve emlak vergisi vb ödeyen vergi mükellefi; mecliste bu vergileri oylayan vekil, hepsi de ne akla ne de hür iradeye göre hareket ediyor. Mülk sahipleri, kapitalistler ve hükümet bu insanların düşmanıdır.
Ticaretin meşru ve doğru olması, her türlü eşitsizlikten uzak olmasına bağlıdır, ticaretin ilk şartıdır bu. İkinci şart ise ticaretin gönüllü olması, yani tarafların özgür ve birbirlerine karşı açık olmalarıdır.