Nasılsa şu dünyada hakikat diye bir şey yoktu.
Varsa da bir bitkide yahut masalsı bir mahlûkta saklıydı ve yoldan geçen bir dilenci onu yemiş veya yerde debelenen yaratığı ezip geçmişti, sonra da sonbaharda bir kovuğa çekilip ölmüş, rüzgar vücudunu süpürüp hiçe çevirmişti.