Ebû Süleyman Dârâni demistir ki:
"Cenab-ı Hakk 'ın öyle kullari vardır ki, onlari ne cehennem korkusu ne de cennet ümidi Allah'tan meşgul edemez. Nerede kaldi, dünya onlari meşgul etsin. " Yani onlar, Allah Teâla'ya uluhiyyeti için ibadet eder, ılahi muhabbete dalmişlardir, başka şeyleri akıllarına getirmezler.
İlmi olmayan bir cesed, suyu olmayan bir şehir gibidir. Takvasi bulunmayan bir kalıb da meyvesiz bir ağaca benzer. Hayasiz bir cisim içinde bir sey kaynamayan tencereye, cehdi olmayan bir ten de efendiye ihtiyacı olmayan bir köle misalidir.
Diriyi öldür ki o cesedindir,
Ölüyü dirilt ki o kalbindir,
Hazırı kaybet ki o dünyadır,
Kaybi hazır kıl ki o ahirettir,
Varı yok et ki o, heva ve hevestir,
Yoku var et ki o da niyettir.
Hakk Sûbhanehu ve Teâlâ bütün halktan üç şey ister. Birincisi itaat, ikincisi amel'i makbul, üçüncüsü hatırda tutmaktir.
İtaat imandır, amel-i makbul ubudiyettir, hatirda tutmak ise marifettir.