Dünyevi olan her şey yerli yerinde.
Çantası, ilacı, eşarbı, bozuk diye yakındığı koltuk örtüsü....
Eşyalar sahipsiz kalınca, anlamsız kalırmış.
Bugün bana çok boynu bükük gözüktüler.
Sanki benimle bir gözyaşı döküyorlardı.
Ben eksilen çocukluğuma, onlar ise sahipsiz kalışlarına...
Artık başörtüsü mezarının başındaki bir tahtayı sarmalıyor.
Usul usul sallanıyor rüzgarda.
Toprağı daha taze.
Acısı daha yeni.
Soğuğu hiç sevmezdi.
Üşüyorum ben, elim ayağım ısınmıyor derdi.
Bugün hava çok soğuk ama artık o üşümüyor...
Gittiğin yerde çok mutlu ol.
Seni çok sevdim ve çok seveceğim tontonum...