Jennifer‘ın, beni Medusa‘nın başındaki yılanlar gibi aşılarından yeni açılmış kıvrılmış saçları ile parmakları arasına sıkıştırdığı sigarasıyla bağırıp çağırarak odayı sinirle sinirli bir ileri bir geri adımlarken karşılaması, yaşantımı aynısını ondan yansıyan son görüntülerde. Sanki yıllardır beni uyuşturan anestezi nihayet etkisini kaybetmeye başlamış gibi aramızdaki büyük boşluğu ve içimi kemiren acıyı hissettim. Bu apartman dairesi, bu kadınla ilişkim ve gördüğüm her şey iflah olunmaz bir sıradanlık taşıyordu. Kişiliğimi yansıtan ifadelerimi, sadece kendime ait olduğunu düşündüm bütün bu seçimlerimin amanvermez tuzakları olduğu artık açıkça görülüyordu.
Bu benim düşlediğim hayat değildi!
Uyuşmuş bir umutsuzluk duygusu taşkın bir ırmağın suyu gibi beni boğdu ve ıssız kıyılara sürükledi. Alnima kollarıma dayadım, üzüntüyle uykuya daldım.
Dünyayı, insanlığın olumsuz düşünceleri ve hisleri şekillendirmek tedir. Kişinin kaderini değiştirmesi için, parçalanmış psikolojisini birleştirmesi, düşünce ve inanç sistemini değiştirmesi, eski zihin yapısını, önyargılarını ve batıl inançlarını terk etmesi gerekmektedir. İnsan; kabuslarını ve düştüğü tüm kötü durumları ortaya çıkaran, kendisini alaşağı eden Düşleme şeklini ve olumsuz düşüncelerinin zulümünü öncelikle kendi içinde, derinde, kökünden kurutmalıdır.
We can dream poverty. We can dream wealth. We can dream hell or paradise. We can dream death or a life forever. It’s all up to us. The world is as we dream it.