Belki de günlerce önce,köprünün yakınlarında ölüsü bulunan kara yağız bir yiğidin cansız bedenini gördüğünde, amansız bir öfkeye kapılarak, sıradan ölümlülerin gücünü aşan bir çılgınlıkla kendini cenge çağıran Deli Dumrul 'un gözü dönmüş
intikam tutmasının ,bu hummalı çağırışın,her gece kabaran bir kinle kendisine okuduğu tutkulu ilençlerin ikisi arasında yarattığı büyülü çekime kendini fazla kaptırmış; ona karşılık verme gereği duymuş; buluşmanın,yüz yüze gelmenin,karşılaşmanın büyük saatini,bu tür ertelemeler, geciktirmelerle tadını çıkardığı bir oyuna ,kıvamını pekiştirdiği bir heyecana,ölümlülerin tartımını kullanarak daha anlamlı kıldığını düşündüğü ateş dili bir cenk efsanesine dönüştürmüştü.
Hayatı boyunca en çok istediği şeyi, bir insanın bütün zihnini,varlığını,ruhunu kaplama isteğini nihayet gerçekleştirmişti. Bu kadarı ancak düşmanlıkla olurdu.
Kendi çocukluğunu kaybetmiş insanların günün birinde çocuk sahibi olmasının,onları anne baba yapmaya yetmediğini gördüğü birçok örnek tanımış,bilmişti.