Farkında mısın birbirimizi ne kadar benziyoruz anne? Bu benzerlik seni yıllarca ürküttü. Aynı ev içinde sürekli birbirine ayna tutan iki insan gibiydik. Olanca zaaflarımızı ,kusurlarımızı görüyorduk birbirimizde. Herkesten bucak bucak kaçırdığımız küçük hilelerimizi,kurnazlıklarımızı, yalanlarımızı ,küçük hesaplarımızı.
Hem de hiç konuşmadan, bir bakıştan, küçük bir davranıştan. Üstelik sein gibi kendini herkesten gizleyen bir insan için az şey değildi bu. İşte bu yüzden yıllarca nefret ettin benden. Birbirimizi çok iyi anlıyorduk, fazla anlıyorduk. Yıllarca bu benzerlikten ürktün. Benim değişmez yanlarımda kendini görüyordun anne. Bu da seni berbat eden bir şey!
Annesinin uzun öfkelerini hatırlıyor Talia. Kırılan bir vazonun on yıl sonra sorulan hesabını, bir kusurun sık sık hatırlatılmasını. Yanlışları,hataları hiç unutmayan annesinin o kötücül belleğini.