"Ablam aklım erdiğinden beri namazlarını hiç aksatmaz. Benimde kılmam için en tatlı, en nazik ifadeleri kullanır, en pıtırcıklı şekilde imalarda bulunur.Onu beyaz bir tülbent ile secdeye giderken gördüğümde içimde kelebekler uçuşur, arılar konacak çiçek arar. Bir resim yarışması için ablanızın resmini çizin deseler onu bu haliyle resmederdim. Beyaz yüzünü tamamlayan ince bir örtü, dizlerinin üzerine kurumuş bir yaprak gibi kapanmış iki el. Ettehıyyatüyü yanlış okuduğundan emin olduğum, birbirine dokunup ayrılan dudaklar ve gözlerinden secdeye doğru uzanan tabanı hüzünlerle döşeli patika bir yol."
Üzerimdeki demir yığını içli bir şair gibi "uzatma dünya sürgünümü benim" diyerek halime tercüman oluyor sanki.Ama ya bu sürgün hiç bitmezse.Ya sürgün sonsuzlukta kendi başına kalmaksa.Sürgün verilen cezaların en kötüsü olmalı.Belirsiz, vakitsiz, hüzünlü.