Biliyorum, kapılara açılan kapılardan geldim: pişmanlıklardan, ahlar ve keşkelerden... Toparlanmam için demek biraz rüzgâr, biraz kuytu gerekmiş bana. Bunca parçalanış ve yok oluş, acaba niçin? Zorluyorum.
Avlulu bir evin rüzgâra açılan kapısı, kapının ardındaki toz ve duman gibi önce savruldum sonra biriktim buraya. Kendimle karşılacağımı ummuştum. Oysa dönüşü imkânsız çıkmaz bir sokakta gibiydim artık. Ne ilerleyebilir ne de geri dönebilirdim. Üstelik kapının da açılacağı yok. Geriye dönsem; annem olur çocukluğum. Adım atsam; ancak susacağım yere varırım.