Zihnimizin tanıdık bir alan içindeki alışık olmadığımız görüntüleri fark etmesi alışık olmadığımız bir alandaki tanıdık görüntüleri fark etmesinden daha kolaydır...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlkel toplumların tarlalarında ve sanayi devriminin fabrikalarında fiziksel işgücü, ekonomiye yön vermiştir. Enformasyon çağında bilgi güç demekti ve bir şirket ne kadarına sahip ise o kadar başarılı olabilirdir. Şimdiyse gereksiz enformasyon akışı, çalışanların beyinlerini ve örgütsel iletişim ağlarını tıkarken dikkat, bir şirkete asıl gücü veren sınırlı bir kaynaktır. Dikkatin değerli olduğunu, nereye yönlendiğinin önem taşıdığını ve diğer değerli kaynaklar gibi yönetilebileceğini anlamak bugünün ekonomisinde oldukça gereklidir...
Dikkati kontrol etmek tecrübeyi ve dolayısıyla da hayat kalitesini kontrol etmek demektir. Enformasyon ona dikkat ettiğimiz ölçüde değer kazanır. Dikkat, dış olaylar ve bizim bu olaylarla kazandığımız tecrübeler arasında bir filtre görevi görür. Ne kadar strese gireceğimiz, başımıza gelenden çok, dikkatimizi ne kadar iyi kontrol ettiğimize dayalıdır...
Dikkat etrafımızdaki karmaşık dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için gerekli olan karar ve adımlar arasındaki kayıp halkadır. Günümüzde dikkat, ekonomik aktivitelerin ve bireylerin geçer akçesidir. Bu ifade parasal yönden çok şey ifade etmektedir. Ona sahip olmayanlar sahip olmak ister. Olanlarsa daha fazlasını talep eder. Onu değiş tokuş edebilir, satın alabilirsiniz (danışman). İnsanlar sahip oldukları şeyleri korumaya ve arttırmaya çalışırlar. Dikkat farklı değerlere de dönüşebilir. Sanayi sonrası toplumlarda dikkat, banka hesaplarında biriktirdiğimiz değerlerden daha kıymetli hale gelmiştir. İnsanların refahı arttıkça ürünlerin büyük bir bölümü daha da ucuzlamış ve verimlilik giderek artmıştır. İş insanlarının problemi dikkat denkleminin her iki ucuna da dokunmaktadır. Tüketicilerin, hissedarların, potansiyel işçilerin ve benzeri grupların dikkati nasıl çekilir ve korunur; artan seçenekler karşısında kendi dikkatleri nasıl paylaştırılabilir. Bunu çözen kişiler ve şirketler başarılı oluyor. Çözemeyenlerse kaybediyor. Dikkati anlamak ve yönetmek artık iş dünyasında başarının en önemli ve belirleyici etkenidir...
Bu kitap, Jose Rodrigues Dos Santos'un okuduğum dördüncü kitabıdır. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabın da ana karakteri Tomas Noronha (Portekizli tarihçi). Ana karakterimiz Constança ile evli ve Margarida adında down sendromlu ve daha sonrasında lösemi olan bir kız çocuğuna sahiptir.
Tomas Noronha tıpkı Robert Langdon gibi gizemli maceralara atılıyor yazarın okuduğum romanlarında. Bu kitapta da oldukça sürükleyici bir macera içerisinde yine Noronha. Kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. O yüzden iki gün gibi kısa bir sürede kitabı bitirdim :)
Kitapta adı geçen belgelerin orijinal olması ve ünlü kaşif Cristof Colomb'un incelenmesi ilgi uyandırıyor. Hem kurgu ve hem de olayların işlenişi açısından oldukça başarılı bir kitap olduğu kanaatindeyim. Yazarın Vatikan adlı kitabını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitabı ve yazarın daha önce kaleme aldığı kitaplarının tamamını tavsiye ederim...