Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Ey, bütün insanların en delisi, sanki bilgeliğe ermek istersin! Gece gündüz ruhunu parçalayan bütün güçlükleri, bütün kaygıları, rica ederim biraz tart!
Demek ki, herkesin kendi kendini okşaması, başkalarının alkışına hak iddia etmeden önce adeta kendinden alkış kavuşması bu derecede gereklidir. İnsanın, ne ise onu olmaktan memnun olması, sahip olduğu şeylerle yetinmesi, saadetin en büyük kısmı değil midir?