Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Düşünsel özgürlük, maddi şeylere bağlıdır. Şiir, düşünsel özgürlüğe bağlıdır. Ve kadınlar, sadece iki yüzyıldır değil, zamanın başlangıcından beri daima fakir ola gelmişlerdir. Kadınlar, Atinalı kölelerin oğullarından daha az düşünsel özgürlüğe sahip olmuşlardır. Dolayısıyla kadınların şiir yazmak konusunda en ufak şansları olmamıştır. İşte bu nedenle paraya ve kendine ait bir odaya bu kadar vurgu yaptım…
19. yüzyılda bile bir kadının sanatçı olması için cesaretlendirilmediğinin epey açık olduğu sonucuna vardım. Aksine, ağzının payı veriliyor, tokatlanıyor, kendisine nutuk atılıyor ve nasihat veriliyordu.
Çünkü kadın gerçeği söylemeye başladığında, aynadaki görüntü küçülür, erkeğin hayata uyum başarısı azalır. Erkek kendisini sabah kahvaltısında ve akşam yemeğinde, olduğundan en az iki kat daha büyük görmezse nasıl karar vermeye, yerlileri medenileştirmeye, kanunlar yapmaya, kitaplar yazmaya, giymeye ve ziyafetlerde nutuk çekmeye devam edebilir?