1990’ların başlarında, psikoterapi görmüş veya danışma seanslarına katılmış kişilerde, kendini çocuklukta hiç yaşanmamış bir tacizin “hatırlanması” şeklinde belli eden yeni bir zihinsel hastalık (sahte anı sendromu) ortaya çıktığı bildirildi. Bu hastalığın iyatrojenik bir durum olduğu (yani, yanlış teşhis ya da tedaviden kaynaklandığı) ileri sürülüyordu.
Bu durumdan, yetişkinlerdeki rahatsızlıkların ve psikolojik sıkıntıların çoğunun, çocukluk döneminde yaşanmış olan, unutulmuş veya “bastırılmış” cinsel istismar deneyimlerinden kaynaklanmış olabileceği inancına dayalı “ortaya çıkarılmış anı terapisi”ni uygulayan psikoterapistler sorumlu tutulmuştu.Bu yöntemi uygulayan terapistlerin, hastalarını, hipnoz dahil çeşitli özel tekniklerin yardımıyla, bastırılmış anılarını araştırmaya teşvik ettikleri iddia edilmişti.
Terapistlerin ısrarcı etkisiyle, hastalar, aslında uydurulmuş olayların gerçekten olduğuna inanabiliyor, kendilerini ailelerinden koparabiliyor, hatta (ABD’de) tacizci olduklarını zannettikleri kişilerden - ki bu kişiler genellikle babalar oluyordu-, davacı olabiliyorlardı.