Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
"Suçun kimde olduğunu bazen Tanrı bile kestiremez."
"Ama Tanrı her şeyi bilmez mi?" diye şaşkınlıkla sordum. Sakin, üzgün bir sesle yanıt verdi:
"Eğer bilseydi, insanlar yaptıklarının pek çoğunu yapamazlardı. Tanrı yukarıdan, cennetten bize bakar da bazen hıçkıra hıçkıra ağlamaktan kendini alamaz. 'Ah benim insanlarım! Ah benim insancıklarım, sizler için ne kadar üzülüyorum!' diye diye ağlar."
Işıl ışıl yanan iri gözleriyle donuk donuk parlayan ikona bakarak Tanrı'ya akıl da verirdi:
"Sen ona bir düş göster. O düşte, iki oğlunu birden sevmesi gerektiğini anlasın!"
Çiganok ne zaman alışverişe gitse anane onun öleceğinden söz ediyordu ve oğullarına siz öldüreceksiniz diyordu. Bir şeyi kırk defa söylersen olur mantığı ile düşünürsek anane belki de o kadar çok bilinçaltına bu konuda yönlendirme yaptı ki en sonunda gerçekten de Çiganok onlar sayesinde genç yaşında öldü ve anane haklı çıktı.