YAĞMUR
Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından.
Toprağı kirlerinden arındıran bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat....
Mahdut bir evrende, olabildiğince zayıf, biçare bir varlıktır insan. Toprak üstünde mukim, topraktan yaratılmış: beşer derler adına, bir misafirdir insan. Yaradılışlar ve yaradılışı Nur'un karşılıksız rahmeti, fazlı ve keremiyken; asırlar boyu, şükürsüzlükle kirlenen de o dur.
Kirlendikçe kirlenmiş, kesif bir maden gibi; hani toprak altında çürümüş demir kadar kirlenmişti insan. Işıltısı sönmüştü yüreklerin, kâinatı dolduran Nur'u göremeyecek kadar kirlenmiş bir ayna gibi; hani sırrı pas tutmuş, sararıp solmuş gibi, artık ayna olmaktan çıkıp yitirmişti özelliklerini.
Bir gece Sibir dağına; bütün azamet ve ihtişamıyla, Nur'dan ışıltısıyla, bir kitabın ilk cümlesi iner. İlk damla; 23 yıl sürecek olan Nur sağanağının ilk damlası düşmüştü Hira mağarasına. Gök menzillerinden ab-ı hayat yağıyordu; insanları, kirlerinden arındırmak, paslı gönüllerin pasını sökmek ve yeniden aydınlatmak için....
Ey Ahseni Takvim! Kum biiznillah, kum! Kalk! Doğrul! Beklediğin Nur, muhtaç olduğun rahmet, şifa verecek dermanın geldi! Kalk ve Esfeli safilin derekelerinden Ala'i illiyin'e yürü! Koş! Aziz ol; zelil olma! Doğuştan sahip olduğun izzetine sahip çık. Kır zincirlerini; seni boyunduruk altına almış Tağutlardan kurtul! Al eline, elmas kılıçlı adaleti ve tepesine indir zulmün, haksızlığın, kokuşmuşluğun... Doğ! Bak ki, gebedir karanlık, fecr vakti, yeni bir sabaha. Doğ! Bak ki, her gün doğmaktadır güneş, Rabbinin izniyle. Sen de doğ, Bismillah diyerek doğ! Toprağı yarıp çıkan bir tohum gibi çık karanlık ve rutubetli topraktan. Yeniden dirilinceye