Orhan Aksoy

Orhan Aksoy
@H2O1
Öykü ve Roman yazarı
Edebiyat
Lisans
Mardin
Mardin, 27 Ocak 1978
12 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Bir kalem ve bir kağıtla dünyayı değiştirebilirsin...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nurullah Genç'in bir şiirine
YAĞMUR Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından. Toprağı kirlerinden arındıran bir Yağmur Kutlu bir zaferdir ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat.... Mahdut bir evrende, olabildiğince zayıf, biçare bir varlıktır insan. Toprak üstünde mukim, topraktan yaratılmış: beşer derler adına, bir misafirdir insan. Yaradılışlar ve yaradılışı Nur'un karşılıksız rahmeti, fazlı ve keremiyken; asırlar boyu, şükürsüzlükle kirlenen de o dur. Kirlendikçe kirlenmiş, kesif bir maden gibi; hani toprak altında çürümüş demir kadar kirlenmişti insan. Işıltısı sönmüştü yüreklerin, kâinatı dolduran Nur'u göremeyecek kadar kirlenmiş bir ayna gibi; hani sırrı pas tutmuş, sararıp solmuş gibi, artık ayna olmaktan çıkıp yitirmişti özelliklerini. Bir gece Sibir dağına; bütün azamet ve ihtişamıyla, Nur'dan ışıltısıyla, bir kitabın ilk cümlesi iner. İlk damla; 23 yıl sürecek olan Nur sağanağının ilk damlası düşmüştü Hira mağarasına. Gök menzillerinden ab-ı hayat yağıyordu; insanları, kirlerinden arındırmak, paslı gönüllerin pasını sökmek ve yeniden aydınlatmak için.... Ey Ahseni Takvim! Kum biiznillah, kum! Kalk! Doğrul! Beklediğin Nur, muhtaç olduğun rahmet, şifa verecek dermanın geldi! Kalk ve Esfeli safilin derekelerinden Ala'i illiyin'e yürü! Koş! Aziz ol; zelil olma! Doğuştan sahip olduğun izzetine sahip çık. Kır zincirlerini; seni boyunduruk altına almış Tağutlardan kurtul! Al eline, elmas kılıçlı adaleti ve tepesine indir zulmün, haksızlığın, kokuşmuşluğun... Doğ! Bak ki, gebedir karanlık, fecr vakti, yeni bir sabaha. Doğ! Bak ki, her gün doğmaktadır güneş, Rabbinin izniyle. Sen de doğ, Bismillah diyerek doğ! Toprağı yarıp çıkan bir tohum gibi çık karanlık ve rutubetli topraktan. Yeniden dirilinceye
Yürek bir hisar gibi Topla, gülleyle geldin Hüzünlü bir bakışla Burçları yere serdin Ben ki bir dağ gibiydim Binlerce asır yerde Başım mağrur ve yüksek Eğilmezdi, hep gökte Sevinçle sandığım, gülüşlerinle beni Hep uzaktan uzağa bekliyorken ben seni Şuh bakışlarınla bir gün, sarsınca bedenimi Birden bir enkaz oldum Düşmüş bir kale gibi. Bu hisarda bir mezar İçinde ben yatarım Ey ecelim olan yar Kopar bak güllerim var...
Umut eder durursun; bu baharın, bu yazın. İçi doludur sinle; Dünya denen enkazın...
Sıkıntı, boş şeylerle uğraşmanın alâmetidir. Sonu pişmanlık olan keyif de cahilliğin...