Hâlâ karşımdaki boş koltuktasın, penceremin önünde trenle yarışan göçmen kuşsun, uğradığımız bütün duraklarsın, bilmediğim bütün dillersin, gördüğüm bütün yabancı yüzlersin, şu karşımdaki tarlada yüzünü güneşe dönmüş ayçiçeklerisin. Gözümün gördüğü, kulağımın işittiği, dilimin tattığı her şeysin. Sen nasıl becerdin bilemiyorum ama ben senden hiç gidemiyorum. Sensiz kalan her şeyi terk edip gidebiliyorum sadece...
Günün birinde, sahip olduklarımızı ve sahip olamadıklarımızı da kaybedeceğimiz bir yerde yaşıyoruz aslında. Ürkütücü. Zaman her şeyi alacak elimizden. Ailemizi, arkadaşlarımızı, sevdiklerimizi, her şeyi... her şeyi... ve en sonunda bizi de... Korkunç. Sanırım hayattaki en acı şey. Gündelik yaşıyoruz. Yarın ne olabileceğinin hesabını yapmadan. Sevdiğimiz de olsa, sevmediğimiz de olsa kırıyoruz değerini bilmiyoruz. Peki ne bu kadar bizi düşüncesizleştiren?
İster inançlı olun ister inançsız, ister başka bir yaşama inanın ister inanmayın. Ama her an her yerde bir şeylerimizi kaybedeceğimiz bir yerde yaşıyoruz. Unutmayalım.