Hakan

Hakan
@HADDUR
Türk Dili ve Edebiyatı
İzmir/ Antakya
17 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
İnsanların normalleşmeye, sıradan şeyler yapmaya, küçük mutluluklara, biraz umuda ve yaşadıklarını hissetmeye ihtiyacı var. Haksız bir dünya düzeninde, normal ve dürüst bir insan olarak kalma savaşı veren herkese selam olsun. Bu, artık en zor iş.
Alıntı
Reklam
Işığınız parladığında bazılarının yolunu aydınlatır, bazılarınıysa rahatsız edersiniz. Bu yüzdendir taş atıp ışığınızı söndürmek istemeleri. Siz parlamaya devam edin ve sevilmekle ilgilenmeyin. Kendi ışığınızla parladığınızda dünya ikiye ayrılacak. Bir tarafta sizin cesaretinizden ilham alan, kendi karanlığında yolunu bulmaya çalışan ve içlerindeki sönmüş meşaleleri sizin ışığınızla yeniden tutuşturan insanlar olacak. Diğer tarafta ise siz parladıkça, gerçekte ne kadar sönük olduklarını, siz özgürce var oldukça zincirlerini ve siz otantik oldukça ne kadar yapay olduklarını fark ederek kendilerine olan öfkelerini size kusan insanlar olacak. Sizi acımasızca eleştirecek, dedikodunuzu yapacak, bazen çamur atacak ve ışığınızı söndürmeye çalışacaklar. Ama siz parlamaya devam edin. Çünkü ışık, doğasında var olan bir güçtür ve söndürülemez. Ne kadar taş atarlarsa atsınlar, ne kadar rüzgâr estirirlerse estirsinler, kaynağı kendi özü olan bir ışık asla sönmez. Aksine, karanlık ne kadar yoğunlaşırsa, ışık o kadar değerli hale gelir. - Tunç Tataker (Farkındalık Cehennemdir)
Bağıra çağıra yapılan tüm gösteriler, bir olmamışlığa, eksiklik ve değersizlik duygularına işaret eder. Olmamışlık gürültülüdür, olmuşluk ise sakin ve dingin. İnsan doğasının en ironik yanlarından biri, gerçek gücü olanların sessizce yol almaları, sahte gücü olanların ise sürekli gürültü yapmasıdır. Bu durum, psikolojik bir zorunluluktan kaynaklanır. İçsel boşluklar, dışsal gösterilerle doldurulmaya çalışılır, ancak bu çaba her seferinde eksikliği daha da belirgin hale getirir. Bağıra çağıra yapılan tüm gösteriler, aslında içerideki büyük boşluğun yankısıdır. Kendi değerinden emin olmayan kişi, sürekli olarak bu değerini kanıtlama ihtiyacı duyar. Her kim, hayatındaki bir kavramı aşırı süslüyor ve onu insanlara parlatarak sunuyorsa, içeride ihmal ettiği, kimsenin görmesinden hoşlanmayacağı bir gerçeklik var demektir. Kirlenmiş ve yıpranmış bir iç dünyadan kaçmanın en iyi yolu, dışarıyı sürekli parlatmaktır. Sosyal medyadaki abartılı mutluluk paylaşımları, işyerinde sürekli başarılarını anlatma ihtiyacı, ilişkilerdeki aşırı romantik jestler, bunların hepsi aynı kökten beslenir. İçerideki değersizlik ve yetersizlik duygularından. Gerçek güç ise tam tersine çalışır. İçsel huzura ulaşmış, kendi değerini bilen kişi, bunu ispatlama gereği duymaz. Tıpkı güçlü bir ırmak gibi, sessizce akar ama varlığını herkes hisseder. Bu kişiler konuştuklarında dinlenir, çünkü sözlerinin arkasında gerçek bir derinlik vardır. Gürültü yapmaya ihtiyaç duymazlar çünkü varlıkları zaten yeterince güçlüdür. “Eğer bir Kral 'Ben Kralım' diye bağırmak zorunda kalıyorsa gerçek bir Kral değildir” sözü bu gerçeği mükemmel özetler. Gerçek güç kendini kanıtlamak zorunda kalmaz, doğal olarak hissedilir. Sahte olan her şey ise sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı duyar, çünkü unutulmaya karşı savaşır. Bu
Alıntı
İnsanı iş yormaz. Yorsa da dinlenir, geçer. İnsanı asıl; hayatta kalmak için katlanmak zorunda oldukları, sevilmek uğruna verdiği ödünler, korkularından dolayı sıkışıp kaldığı yerler yorar. Adına da hayat yorgunluğu denir. İşte bu, kolay kolay geçmez. Tunç Tataker.
Alıntı
"Ağaca çıkarken kırdığın dalın kıymetini, inmeye çalışırken anlarsın. Telaş etme, kimin neyi kaybettiğine yarınlar karar verir." — Majhul
Reklam