HSN GBKÇ

HSN GBKÇ
@HAKK1
Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün, tam inanmış dört adam.          Necip Fazıl Kısakürek
Seçim Oluyor Seçim
Seçim oluyor seçim değişecek mi geçim Aynı pişkin örnekler aynı tas aynı biçim Seçim hep aynı seçim değişen yalnız takvim Bu kısır döngülerin galibi mağlubu kim Bu kadar seçim geçti millet mağdur nitekim Her yer kuru slogan Her taraf afiş, resim.. Vaad üstüne vaad, İsim üstüne isim.. Bayatlamış sözlerle Miting, nutuk, merasim. Seçim oluyor seçim değişecek mi geçim Lâf imâlâtı başlar durur her tür üretim.. Bir başarı var, o da: üretmeden tüketim.. Milyarları olanlar kendini eder takdim Fazla önemli değil liyâkat, gayret, azim.. Burda âdet böyledir Torpile olur tazîm.. ”İç ve dış çevreler”den sunulur gizli tamim… Akl-ı evveller fazla Lâkin yok akl-ı selîm.. Seçim oluyor seçim değişecek mi geçim ”Tansiyon” düşürmeye Her seçim sanki hekim!. Umut öbür seçime Hayat hayâle teslim.. Zihniyet değişmeden Değişse de yönetim, Aynı makam üstüne Yalnız değişir ritim.. Çünkü merkez noktada hala tabular hakim Perde arkalarından sürer resmi gözetim Sürer gider sessizce deneyimli denetim İşinize gelirse Bu iş böyle efendim!. Seçim oluyor seçim Değişecek mi biçim.. Seçim oluyor seçim değişecek mi geçim Abdullah Işılak
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ne Güzel Söylemişsin Barış abi! İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına Ortada bir tencere, boş mu, dolu mu bilen yok Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna Kimi tatlı peşinde, kimininse tuzu yok Alnı açık, gözü toklar buyursunlar baş köşeye Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına Halat gibi bileğiyle, yayla gibi yüreğiyle Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler Buyurun siz de buyurun Buyurun dostlar Halil İbrahim sofrasına Barış der, her bir yanı altın, gümüş, taş olsa Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa Sapa, kulba, kapağa itibar etme dostum İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok Sapa, kulba, kapağa itibar etme dostum Para, pula, ihtişama aldanıp kanma dostum İçi boş insanların bu dünyada yeri yok                                            BARIŞ MANÇO
- Eskiden: Arkadaş olma kriteri aynı mahallede olma veya aynı okulda olmaydı. + Şimdi: Takipçilerinin sayısına göre. - Eskiden: " Bu kız veya erkek bana bakmaz çok zengin " derdik. + Şimdi: " bu kız veya erkek bana cevap bile vermez " Bak kaç bin takipçisi var der olduk. - Eskiden: Arkadaş yiyeceğini paylaşınca mutlu olurduk. + Şimdi: Birlikte fotoğraf paylaşınca mutlu oluyoruz. - Eskiden: sevdiğimiz kızın mahallesinde soğuk ayaz demeden beklerdik. Ne yapıyor ne ediyor diye ? + Şimdi: Bildirimlerden gözümüzü ayırmıyoruz. Acaba kimle takipleşti, kimin fotoğrafını beğendi, kime yorum yaptı ve son görülmesine kaç diye bakıyoruz. - Eskiden: misafirliğe, çaya geliyoruz diye birbirimizi arardık. + Şimdi: Son paylaştığım fotoyu beğenir misin ? Yorum yapsana, yeni hesap açtım takip et diye birbirimizi ariyoruz. - Eskiden: arkadaşlığı selam vermeyince, kavgada seni satınca bitirirdik. + Şimdi: Takip etmezse veya takipten çıkınca bitiriyoruz. - Eskiden: Mahalle delikanlıları vardı raconuda bilirdi kime nasıl davranacağınıda. + Şimdi: Klavye delikanlıları türedi. - Eskiden: " Eşşoğleşek" dediğimizde bile "anan hariç" derdik. + Şimdi: Sosyal medyada analar,bacılar,karılar havada uçuşuyor. - Eskiden: Para kazanmak için çok çalışmak alın teri gerekliydi. + Şimdi: Reklam ve işbirliği için dm at. - Eskiden: kızlar kendisini oturuşu,duruşu ve ağır başlılığıyla beğendirirdi. + Şimdi: Kalçalarıyla yarı çıplak fotoğraflarıyla beğendiriyor oldu. - Eskiden: Yağ satardık bal satardık ama asla arkadaşımızı satmazdık. + Şimdi birbirlerin arkasından kuyu kazanlar var. - Eskiden: Arkadaşımızın sevgilisi yengemiz veya eniştemiz olurdu. + Şimdi arkadaşımızın sevgilisini ayartmaya çalışıyoruz veya ayrılmasını bekleyip onunla çıkmayı düşünüyor olduk. Ahh be ne güzel çocukluktu...
Alıntı
Yapma!
Yaşam tarzınıza, kültürünüze, evlilik yapınıza ve bütçenize uymayan bir düğün, sizin düğününüz değildir, tribünün düğünüdür. 3 saatlik bir düğün için 3 yıl borç ödeyip, evliliğin en taze yıllarını elinde hesap makinesiyle geçirmenin var mı bir mantığı? İnsanlara güzel menüler, şık bardaklar, gelenlerin bile anlamadığı sırf elit görünmek için kültürüyle alakalı olmayan müzikler… On binlerce Liralık düğün yapıp, iki gün sonra eşinin altınlarını bozmak zorunda kalmalar. Kendin ol kardeşim; 3 saatlik bir düğünle kimsenin gözünde Level atlamazsın. Statün değişmez. 3 gün sonra aynı ortamda, insanların tanıdığı aynı insan olarak yaşama devam edeceksin. Kendini hırpalamaya, birilerine kanıtlamak için olmadığın düzeyi yansıtmaya, kendini yetersiz görmeye ne gerek var? Varsa, istiyorsan yaparsın. Yoksa asla olmadığın karakteri, sahip olmadığın düzeyi, kaldıramayacağını yansıtma. Seni seven, her halinle sever. Bir nikâh da yeter, sade bir davul zurna da. Olmadı kasetten bir oyun havası. Sadece düğün mü? Elbette değil Showroomda gördüğün koltuk takımlarını da alma hemen. Sonra evde kıpırdamak için yer bulamazsın. Mesela varsın orta sehpan olmasın. Gıcığım ben orta sehpalara. Günde 1-2 kere kullanacağım diye niye 24 saat evin merkezini işgal eder ki? Her odayı doldurmak zorunda da değilsin. Zaten 2 yılda dolacak. Erken doldurursan esas ihtiyaçların için aldıklarını atman gerekecek. Geleneksel zevklere boyun eğme. İllaki perde halıyla, halı koltukla, elti gelinle uyumlu olmak zorunda değil. Bana kalırsa insanlar eşyayı evlendikten sonraki 2 yıl içine yaymalı. Bilmediğin bir sistemde neye ihtiyacın olduğunu nereden bileceksin ki? Bilemediğin için de tahmini alış-veriş yapacaksın( ya tutarsa). Misafir için özel takımların olmasın mesela. Senin kullanmadığın hiçbir şeyi misafir
1000Kitap
Kendimle aramı düzeltmem lazım.
"Neden hep bu iyi kalpli ve önemli adamlar ölüyor ?" Ben açıklayayım size... Birincisi iyi kalpli olmak için , verici olman gerekiyor... Soğukta gece evinden çıkıp , o titreyen köpeğe mama vermen , o kedi yavrusunu evine alıp , kaloriferin yanına koymuş olman gerekiyor... "Nasılsa birileri yapıyor" diyenlerden olunca, bir kere iyi olmuyorsun... Yaşadığın yeri ve insanını sevmen gerekiyor... Birileri haksızlığa uğradığında , "aman ben ses çıkarmayayım" diye oturmak yerine , kalkıp mücadele etmen gerekiyor... Yeri geldiğinde hapis yatman , haksızlığa uğraman demek oluyor bu... Nefret edilmen demek oluyor... Çok sevilmenin bedeli ,çok da nefret edilmek... O gazı soluman gerekiyor... O insanlara birşeyler anlatman gerekiyor... Cesaretli olman gerekiyor... O zaman iyi insan oluyorsun... Kötülük yapmayarak , iyi insan olmuyorsun... İyilik yaparak , iyi insan oluyorsun... Üzülüyorsun sokaktaki kediye , eğitilmeyen gençlere , memleketin haline , tükeniyorsun... Yine de elinden geldiğince mücadele ediyorsun... O zaman beden erken tükeniyor işte... Erken ölüyorsun... Ama aslında aksine , hiç ölmüyorsun... Bunları yaptığın için önemli insan oluyor , insanların gönlünde taht kuruyor , sonsuza dek yaşıyorsun... Yani aslında , geç ölen değil arkadaşım , erken ölenler ölümsüz oluyorlar
1000Kitap